“Akciğer Kanserinde Deneyim ve İçgörü Haritası”

Dünya Kanser Günü kapsamında “Akciğer Kanserinde Deneyim ve İçgörü Haritası” araştırmasının final bulguları açıklandı

 

 

 

“Akciğer Kanserinde Deneyim ve İçgörü Haritası”[ 1] araştırmasının final sonuçları 4 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında açıklandı. Roche İlaç Türkiye tarafından Türk Tıbbi Onkoloji Derneği ve Türk Kanser Derneği'nin katkılarıyla hazırlanan çalışma, hekim ve hastaların tanı ve tedavi süreçlerindeki deneyimlerini bütüncül bir bakışla inceleyerek akciğer kanseri yolculuğuna dair güncel içgörüler sunmayı hedefliyor.

Akciğer kanseri, dünya genelinde hem kadınlarda hem de erkeklerde kansere bağlı ölümlerin başında geliyor ve çoğu zaman tedavi seçeneklerinin daha kısıtlı olduğu ileri evrede tanı alıyor.[2] Bu tablo Türkiye için de benzerlik gösteriyor; Türkiye verileri, hastaların tanı sırasında ağırlıklı olarak ileri evrede olduğunu ve vakaların yüzde 47'sinin metastatik, yüzde 37'sinin ise lokal-ileri evrede saptandığını ortaya koyuyor.[3] 4 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında, kanserle mücadelede erken tanının, farkındalığın ve hasta deneyiminin önemine dikkat çekilirken, hastaların tanıdan tedaviye uzanan yolculuğunu derinlemesine anlamak ve bu süreçte karşılaşılan ihtiyaç alanlarını görünür kılmak her zamankinden daha kritik hâle geliyor.

Roche İlaç Türkiye tarafından Türk Tıbbi Onkoloji Derneği ve Türk Kanser Derneği'nin katkılarıyla hazırlanan “Akciğer Kanserinde Deneyim ve İçgörü Haritası”¹ araştırmasının final bulguları kamuoyuyla paylaşıldı.  Ipsos Türkiye tarafından yürütülen çalışma hem hekim hem de hasta görüşmelerinden elde edilen niteliksel içgörüleri bir araya getirerek akciğer kanseri yolculuğunda ihtiyaç duyulan destek alanlarını daha bütüncül bir bakışla ortaya koyuyor. Araştırmanın final bulguları, özellikle tanı sürecindeki deneyimler, tedaviye erişim kolaylığı, yenilikçi tedavilere yönelik algılar ve psikososyal destek ihtiyacı gibi çok boyutlu temaları daha kapsamlı şekilde ele alarak, klinik uygulamalardaki gelişmelerin hasta deneyimine nasıl yansıdığını görünür kılıyor.

Akciğer kanserinde erken tanı için farkındalık ve zamanında hekime başvuru büyük önem taşıyor
“Akciğer Kanserinde Deneyim ve İçgörü Haritası” araştırmanın final bulgularına göre, Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri (KHDAK) hastalarında tanıda gecikme sık görülüyor.¹ Medikal onkologlar, tanıda gecikmenin en önemli nedeninin hastaların hekime geç başvurması olduğunu ifade ediyor.¹ Hekimlere göre bu gecikmelerin önüne geçmek için iki temel yol bulunuyor: toplum genelinde KHDAK farkındalığını artıracak kampanyalar yürütmek ve sigara içenler ile mesleki maruziyeti olan risk gruplarında düzenli akciğer kanseri taramalarını yaygınlaştırmak.¹

Final bulgular, hastaların önemli bir kısmının yaşadıkları semptomların akciğer kanseri ile ilişkili olabileceğini bilmediğini ya da bu ihtimali göz ardı ettiğini gösteriyor.¹ En sık görülen semptomlar arasında uzun süren öksürük, nefes darlığı, göğüs ağrısı ve halsizlik öne çıkıyor.¹ Bulgular, farkındalık çalışmalarının güçlendirilmesiyle daha fazla hastanın erken evrede tanı alabileceğine işaret ediyor.¹

 Yenilikçi ve kişiye özel yaklaşımlar tedaviye uyumu artırıyor
“Akciğer Kanserinde Deneyim ve İçgörü Haritası” araştırmasının final bulgularına göre hekimler, akciğer kanseri tanı ve tedavi sürecinin günümüzde giderek daha fazla kişiye özel yaklaşımlar gerektirdiğini vurgularken; immünoterapiler ve hedefe yönelik tedavilerin son 10 yılda KHDAK tedavisinde önemli değişiklikler yarattığı görüşünde birleşiyor.¹ Bu tedavilerin yaygınlaşmasının uygun hasta gruplarında klinik pratiği dönüştürdüğü ve hasta deneyimini olumlu etkileyebildiği belirtiliyor.¹ Görüntüleme, biyopsi ve moleküler testler gibi tanı adımlarının zamanında tamamlanması tedavi planlamasında önemli bir belirleyici olarak öne çıkıyor.¹ Hekimler, klinik uygulamalarda sağlanan ilerlemelerin hasta yolculuğunu olumlu yönde etkilediğini, tedavinin veriye dayalı olarak  ve bütüncül planlanmasını mümkün kıldığını ifade ediyor.¹

Raporda ayrıca, artan bilgi ve bilinç düzeyiyle birlikte, ülkemizde yakın zamanda erişim olanağı artan yenilikçi tedavilerin, hastalar tarafından olumlu karşılandığı ve bu tedavilerin, klinik uygulamalarda tedavi seçiminde önemli bir kriter hâline geldiği belirtiliyor.¹ Hekimler, erişim olanağı artan yenilikçi tedavilerin hasta ve hekimler nezdinde olumlu karşılandığını ifade ediyor.¹ Ayrıca, immünoterapilerin yaygınlaşmasıyla birlikte hastaların tedavisinde olumlu etkilerin olabildiğini ve hasta-hasta yakını iletişiminin tedavi sürecine olumlu yansıdığını gösteriyor.¹
Hekim görüşleri, tanı ve tedavi süreçlerinin teknik boyutlarının yanı sıra iletişim ve hasta yönlendirmesinin de hasta yolculuğunda kritik bir rol oynadığını ortaya koyuyor.¹ Hekimlerin, hastaların ihtiyaç ve beklentilerine göre şekillendirdiği açıklamaların sürecin daha etkili ve sağlıklı yönetilmesine katkı sunduğu vurgulanıyor.¹  

İmmünoterapi ve yenilikçi tedaviler, hasta deneyimini olumlu yönde etkiliyor
Hastalar, ilk semptomları çoğu zaman basit bir rahatsızlık olarak yorumladıklarını ve önemli bir kısmı yaşadıkları semptomların akciğer kanseriyle bağlantılı olabileceğini düşünmediklerini ifade ediyor.¹ Bu durum tanının gecikmesine yol açabiliyor. Ancak hastalar, tanı sonrası en çok net, anlaşılır ve yönlendirici bilgiye ihtiyaç duyduklarını belirtiyor.¹ Bu nedenle, araştırmanın hasta bulguları, akciğer kanserinde hasta yolculuğunun yalnızca tıbbi değil; psikolojik, sosyal ve günlük yaşam dinamikleri açısından da bütüncül olarak ele alınması gerektiğine işaret ediyor.¹

Final bulguları, hastaların özellikle tanı anında açık iletişimi, tedavi seçeneklerinin etkisini ve tedavinin günlük yaşamlarına nasıl yansıyacağını bilmek istediklerini ortaya koyuyor.¹ Hastalar immünoterapi gibi tedavilerin yaşam kalitelerine olumlu yansıdığını aktarırken, tedaviye erişim ve uygulama sürecinin de bu deneyimi daha sürdürülebilir hâle getirdiğini ifade ediyor.¹
Tedavi sürecinde, yaşam kalitesinin korunması, uzman ekiplere düzenli erişim, güvenilir bilgilendirme kaynakları ve psikolojik destek ihtiyaçları öne çıkıyor.¹ Final bulgular, özellikle şehir dışından büyükşehirlere gelen hastalar için erişim ve takip süreçlerinin desteklenmesinin önemine işaret ediyor.¹

“Akciğer kanseri yönetiminde klinik uygulamalar artık tek bir eksende değil, çok boyutlu bir çerçevede şekilleniyor”


Hekim görüşmelerine ilişkin final bulguları değerlendiren Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, klinik yaklaşımın çok boyutlu yapısına dikkat çekiyor: “Çalışmanın final bulguları, tanı sürecinde benimsenen multidisipliner yaklaşımın, tedavi sürecinde de ekipler arası koordinasyon ve hasta yönlendirmesiyle devam etmesinin hasta yolculuğunu bütüncül biçimde desteklediğini gösteriyor. Tanı sürecinin zamanında ve doğru adımlarla ilerlemesi; görüntüleme, biyopsi ve moleküler testlerin birbirleriyle uyumlu şekilde tamamlanması, tedavi planlamasının temelini oluşturuyor. Final bulgular ayrıca, tanıda gecikmenin en önemli nedeninin hastaların hekime geç başvurması olduğunu net biçimde ortaya koyuyor. Toplumsal farkındalık kampanyaları ve risk gruplarında düzenli taramaların yaygınlaştırılması, bu gecikmelerin önüne geçmek için kritik bir fırsat sunuyor. İmmünoterapilerin klinik uygulamalarda yaygınlaşmasıyla birlikte hekimlerin edindiği deneyimlerin, kişiselleştirilmiş yaklaşımları daha etkili kıldığı görülüyor. Final bulgular, tüm bu unsurların uyum içinde işlendiği bir hasta yolculuğunun klinik sonuçları güçlendirdiğini net biçimde gösteriyor.”

“Tedavi yolculuğunda duygusal dayanışma ve sosyal destek kritik bir rol oynuyor”


Final bulguları hasta perspektifinden yorumlayan Türk Kanser Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Burak Duruman akciğer kanseri yolculuğunda hastaların çok boyutlu destek gereksiniminin öne çıktığını belirtiyor: “Araştırma, akciğer kanseri hastalarının tedavi yolculuğunda yalnızca tıbbi bilgiye değil, aynı zamanda duygusal dayanışma, sosyal destek ve pratik yönlendirmeye de ihtiyaç duyduğunu açıkça ortaya koyuyor. Hastalar ilk semptomları çoğu zaman hafife alıyor ve tanı sonrası süreçte net, güvenilir ve yönlendirici bilgiye ihtiyaç duyduklarını ifade ediyor. Tedavinin günlük hayata etkilerini anlamak, uzman ekiplere erişim sağlayabilmek ve gerektiğinde psikososyal destek alabilmek, hastaların süreci daha sürdürülebilir biçimde yönetmesine katkı sunuyor. Final bulguları özellikle şehir dışından büyükşehirlere gelen hastalar için erişim, konaklama ve takip süreçlerinde destek mekanizmalarının önemini bir kez daha hatırlatıyor. Bu içgörüler, hasta merkezli yaklaşımların güçlendirilmesi için oldukça yol gösterici.”

Roche İlaç Türkiye Medikal Lideri Dr. Mahir Kurt, çalışmanın sunduğu içgörülerin ekosistem adına önemli bir rehber niteliği taşıdığını dile getiriyor: “Akciğer Kanserinde Deneyim ve İçgörü Haritası araştırması hem hekimlerin hem de hastaların gerçek yaşam deneyimlerini bir araya getirerek sağlık ekosistemine bütüncül bir perspektif sunuyor. Ayrıca, tanı süreçlerinin hızlanması, testlere erişimin yaygınlaşması ve yenilikçi tedavilerin sahadaki yansımaları gibi pek çok alanda önemli değerlendirmeler içeriyor. Bu içgörüler, bilimsel ilerlemelerin yalnızca laboratuvar ortamında değil, sahada ve hasta yaşamında nasıl karşılık bulduğunu anlamamız açısından son derece değerli. Roche olarak amacımız, paydaşlarımızla birlikte bu bulguları değerlendirerek akciğer kanseri tedavisinin daha erişilebilir, sürdürülebilir ve hasta deneyimini gözeten yapılarla güçlendirilmesine katkıda bulunmak ve yenilikçi tedavileri tıbbın ve hastaların erişimine sunmaya devam etmek. Sağlık ekosisteminde kalıcı ilerlemenin, bilimsel yeniliklerle gerçek yaşam deneyimlerinin dengeli biçimde buluşturulmasıyla mümkün olduğuna inanıyoruz.”

Akciğer kanserine bütüncül bakışın önemine dikkat çeken Ipsos Türkiye Synthesio ve Sağlık Araştırmaları Hizmet Birimi Lideri Özlem Bulut Sönmezyalçın araştırmaya ilişkin görüşlerini şu şekilde dile getirdi: “Akciğer Kanserinde Deneyim ve İçgörü Haritası” araştırması, hasta ve hekimlerin gerçek yaşam deneyimlerini aynı çerçevede ele alarak akciğer kanseri yolculuğundaki ihtiyaç alanlarını daha görünür kılıyor. Hekim ve hasta görüşmelerinden elde edilen niteliksel içgörüler, özellikle tanı sürecinde yaşanan gecikmelerin, tedavi yönetiminde karşılaşılan zorlukların ve yenilikçi tedavilere yönelik algıların hasta deneyimini nasıl şekillendirdiğini bütüncül bir bakışla ortaya koyuyor.
Araştırma bulguları, Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanserinde tanının gecikmesinde hastaların hekime geç başvurmasının önemli bir rol oynadığını gösterirken, toplum genelinde farkındalığın artırılmasının ve risk gruplarında düzenli taramaların yaygınlaştırılmasının kritik önemini bir kez daha hatırlatıyor. Erken tanının büyük önem arz ettiği bu hastalıkta, farkındalık amacıyla yapılan iletişimin yalnızca özel günlerle sınırlı kalmaması, yıl boyunca canlı tutulması ve kamuoyu gündeminde süreklilik kazanması büyük değer taşıyor.
Bu kapsamlı yaklaşım sayesinde klinik uygulamalardaki gelişmelerin doğrudan hasta deneyimine yansıyacağı ve hasta odaklı hizmet anlayışını güçlendireceğine inanıyoruz.”