Almanya Merkezden Kaçıyor

Almanya'da eyalet seçimleri: Berlin'de Sol Parti birinci, Mecklenburg-Vorpommern'de AfD önde...

Almanya Başbakanı ve CDU Genel Başkanı Merz, Mecklenburg-Vorpommern'deki sonucu "felaket" olarak nitelendirerek, toplumda "otoriterliğe duyulan hayranlık" üzerinden yayıldığını söylediği "otoriter zehir" konusunda uyarıda bulundu.

Almanya'da yılın son eyalet seçimleri, Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern'de siyasi dengeleri değiştirdi. Berlin'de Sol Parti ilk kez en güçlü parti olurken, Mecklenburg-Vorpommern'de aşırı sağcı AfD ilk sıraya yerleşti. Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ise iki eyalette de oy kaybetti.

Berlin'de Infratest dimap'ın ilk projeksiyonlarına göre, Sol Parti yüzde 25,7 ile birinci oldu. CDU yüzde 18,8 ile ikinci sırada yer alırken, AfD yüzde 16,3 ve Yeşiller yüzde 14,3 oy aldı. Sosyal Demokrat Parti (SPD) ise yüzde 12,1'de kaldı. BSW de parlamento barajını az farkla geçti.

Bu sonuç, Berlin'deki mevcut CDU-SPD koalisyonunun çoğunluğunu kaybettiği anlamına geliyor.

Mecklenburg-Vorpommern'de ise AfD yüzde 38,2 ile önde. SPD yüzde 35,5 ile ikinci sırada bulunuyor. CDU yüzde 4,9'da kalarak eyalet tarihindeki en kötü sonucunu aldı. Sol Parti, Yeşiller ve BSW ise parlamento barajı civarında oy aldı.

 
 
 
 
 
Mecklenburg-Batı Pomeranya'da AfD'nin başbakan adayı Leif Erik Holm, oyların yüzde 37'sinden fazlasını alarak önde gidiyor.
Mecklenburg-Batı Pomeranya'da AfD'nin başbakan adayı Leif Erik Holm, oyların yüzde 37'sinden fazlasını alarak önde gidiyor. 
 

Merz: 'Bu bir felaket'

Almanya Başbakanı ve CDU Genel Başkanı Friedrich Merz, Mecklenburg-Vorpommern'deki sonucu "felaket" olarak nitelendirdi.

CDU'nun parti merkezinde konuşan Merz, sonucu "güzelleştirmenin bir yolu olmadığını" söyledi ve partisinin seçimin SPD ile AfD arasında bir yarışa dönüşmesiyle "aradan sıkıştığını" belirtti.

CDU'nun nihai sonuçlarda yüzde 5'in altında kalması halinde parti, Almanya'da ilk kez herhangi bir eyalet parlamentosunda sandalye kazanamamış olacak.

Merz, Berlin'deki CDU adayı Stefan Evers'in ise zor koşullara rağmen "saygın bir sonuç" elde ettiğini söyledi.

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Berlin'de, Hristiyan Demokrat Birlik parti genel merkezinde medya mensuplarına konuşuyor, 20 Eylül 2026.Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Berlin'de, Hristiyan Demokrat Birlik parti genel merkezinde medya mensuplarına konuşuyor, 20 Eylül 2026. AP Photo/Markus Schreiber

Almanya'nın genel durumuna da değinen Merz, ülkenin giderek daha karmaşık hale geldiğini ve ekonominin köklü bir dönüşüm döneminden geçtiğini savundu. Kamuoyundaki tartışmaların sertleştiğini ve kurumlara duyulan güvenin azaldığını belirten Merz, reform çağrısı yaptı.

CDU lideri ayrıca, toplumda "otoriterliğe duyulan hayranlık" üzerinden yayıldığını söylediği "otoriter zehir" konusunda uyarıda bulundu ve Almanya'nın yeniden "yeni başlangıçlar ülkesi" olması gerektiğini söyledi.

 

Mecklenburg-Vorpommern'de AfD önde, SPD iktidarda kalabilir

AfD'nin Mecklenburg-Vorpommern'deki başbakan adayı Leif-Erik Holm, sonuçların ardından eyalet hükümetini kurma hakkının kendilerine ait olduğunu savundu.

Holm, diğer partilerle de görüşeceklerini belirterek, amaçlarının "eyalet halkının yaşamını iyileştirmek" olduğunu söyledi.

Ancak AfD'nin birinci çıkması, SPD'nin eyaletteki iktidarının sona ereceği anlamına gelmiyor. Mevcut Başbakan Manuela Schwesig'in hükümet kurmak için koalisyon seçenekleri bulunuyor.

Schwesig, seçim kampanyasında AfD'nin parti rengine gönderme yaparak "Maviye karşı kadın" sloganını kullanmıştı. Seçim sonucunu partisinin karşılaştığı "en zorlu eyalet seçimi" olarak nitelendiren Schwesig, SPD'nin AfD'ye "içerikle, insanlarla, netlikle ve birlik içinde" karşı çıktığını söyledi.

Mecklenburg-Batı Pomeranya'da AfD'nin başbakan adayı Leif-Erik Holm, Almanya'nın Schwein kentinde, 20 Eylül 2026.Mecklenburg-Batı Pomeranya'da AfD'nin başbakan adayı Leif-Erik Holm, Almanya'nın Schwein kentinde, 20 Eylül 2026. Jens Büttner/dpa via AP

Schwesig'in siyasi geçmişinde, Rusya'dan Almanya'ya doğal gaz taşıması planlanan Nord Stream 2 projesine verdiği destek de bulunuyor. Eyalet hükümeti 2021'de boru hattının inşasını destekleyen bir çevre vakfı kurmuştu. Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından Schwesig bu tutumunun hata olduğunu kabul etmişti. 2024'te Kiev'e yaptığı ziyarette, "Ukrayna bu savaşı kazanmak zorunda" diyerek daha fazla silah sevkiyatını desteklediğini açıklamıştı.

Berlin'de 'Mamdani etkisi'

Berlin'de Sol Parti'nin kampanyasının merkezinde konut krizi ve uygun fiyatlı kiralar vardı. Partinin başbakan adayı Elif Eralp, kampanya sırasında New York'taki sol görüşlü Demokrat Zohran Mamdani'nin belediye başkanlığı seçimindeki başarısına da atıfta bulunmuştu.

Eralp, Mamdani'nin New York'ta kazanmasının ardından Alman haber ajansı dpa'ya yaptığı açıklamada, "Sol görüşlü bir aday New York'ta kazanabiliyorsa, bunun Berlin'de gerçekleşmemesi için hiçbir neden yok" demişti.

Sol Parti'nin Berlin'de ilk kez en güçlü parti konumuna gelmesiyle Eralp'in başkent belediye başkanı olması da ihtimaller arasına girdi. Böyle bir durumda Eralp, göçmen kökenli ilk Berlin belediye başkanı olacak. Ailesi 1980'de Türkiye'den Almanya'ya göç eden Eralp, Münih'te doğdu.

Elif Eralp kampanyası boyunca konut sıkıntısına odaklandıElif Eralp kampanyası boyunca konut sıkıntısına odaklandı (c) Copyright 2026, dpa (www.dpa.de). Alle Rechte vorbehalten

Eralp'in kampanyasının ana gündemlerinden biri konut kriziydi. Daha sıkı kira düzenlemeleri, daha fazla sosyal konut ve büyük konut portföylerinin kamu mülkiyetine geçirilmesine yönelik adımlar çağrısında bulundu.

Sol Parti, eski Doğu Almanya'nın iktidar partisi SED'nin (Almanya Sosyalist Birlik Partisi) halefi konumunda. Berlin Duvarı'nın yıkılmasının ardından SED, bazı malvarlıklarını ve kadrolarını koruyarak önce Demokratik Sosyalizm Partisi (PDS) adını aldı. Daha sonra bugünkü adı olan Sol Parti'yi benimsedi.

Seçim zaferi, partiyi şimdi hükümet kurma konusunda zorlu bir görevin beklediği anlamına geliyor. Ancak Sol Parti'nin hükümet kurabilmesi için SPD ve Yeşillerle anlaşması gerekiyor. Her iki parti de Sol ile koalisyon ihtimalini tamamen dışlamasa da antisemitizm konusundaki tutumu bir koşul olarak öne çıkarıyor.

SPD'nin birinci sıra adayı Steffen Krach, seçimden önce Berlin Yahudi Cemaati'nin düzenlediği bir etkinlikte, "Eğer antisemitik olaylar yaşanırsa iş biter. Bu kadar basit," demişti.

Bu tartışma, Berlin'in Neukölln ilçesinde Sol Parti'nin düzenlediği bir seçim etkinliğinde rapçi Dahabflex'in sahne almasıyla yeniden gündeme geldi. Etkinlik sırasında "İsrail Savunma Kuvvetleri'ne (IDF) Ölüm" ve "Yalla Yalla Intifada" sloganları atıldı.

Eralp, bu sözlerden uzaklaştığını belirterek olayın soruşturulmasını ve gereğinin yapılmasını istedi. Yeşiller de kendi koşulunu net biçimde ortaya koymuş durumda. Birinci sıra adayı Werner Graf, partisinin antisemitizme karşı açık bir tavır içermeyen hiçbir koalisyon anlaşmasını imzalamayacağını söyledi.

Eralp ise Sol Parti'nin büyük çoğunluğunun Yahudi yaşamını korumaktan yana olduğunu savunarak antisemitizmin toplumun genelinde görülen bir sorun olduğunu ve Sol içinde de bulunduğunu söyledi. Ayrıca Yahudi, Filistinli ve Müslüman toplulukların korunması gerektiğini belirtti.