Club Med'den 'Yaşayan Galeri' Konsepti
Club Med'den 'Yaşayan Galeri' Konsepti: İkonik Trident Küresel Sanatçılarla Yeniden Yorumlandı.
Premium ultra her şey dahil tatil konseptinin öncüsü ve dünyanın en köklü tatil markalarından olan Club Med, dijitalde başlattığı "Iconic Trident" projesini müşteri deneyiminin merkezine taşıyarak dört kıtadaki tesislerini yaşayan sanat galerilerine dönüştürüyor. Marka, 70 yılı aşkın efsanevi logosunu anıtsal enstalasyonlarla kalıcı sanat eserlerine dönüştürürken premium segmentteki konumunu güçlendiriyor.
Premium Konaklama Vizyonunun Kalbinde Deneyim ve Sanat Var
Günümüzün yoğun rekabet barındıran premium turizm pazarında tüketiciler artık sadece konaklama değil; kültürel derinlik, özgünlük ve hikayesi olan bütünleşik deneyimler talep ediyor. Yeniden konumlandırma stratejisiyle dikkat çeken Club Med, 1950'lerden bu yana kurumsal DNA'sında yer alan sanata desteği Club Med Live ve Iconic Trident projeleriyle sürdürerek marka özgünlüğünü ve yaşam tarzı alanındaki konumunu güçlendiriyor. Proje, markanın tarihi sembolü Trident'ı bir amblem olmanın ötesine geçirerek cesaretin, özgünlüğün ve lüks yaşam tarzının bir simgesine dönüştürüyor.
Dijital Stratejiden Fiziksel Müşteri Deneyimine
Dijital platformlarda başlatılan ve küresel çapta büyük ilgi gören "Iconic Trident" projesi, yeni etabında doğrudan tesis içi misafir deneyimine taşındı. Proje kapsamında üretilen eserler dört kıtadaki seçkide yerini alırken marka; bu sanatsal dönüşümün üretim süreçlerini ve arka plan hikayelerini Instagram, TikTok ve LinkedIn gibi kanallardan yayınladığı sürükleyici içerik serisiyle destekliyor. Böylece dijital ve fiziki dünyayı kapsayan bütünleşik bir iletişim başarısına imza atılıyor.
Yerel Zanaat ve Lüks Marka İş Birlikleri Aynı Sahnede
Projenin en dikkat çeken boyutunu ise küresel marka iş birlikleri oluşturuyor. Hermès, Cartier, Dolce & Gabbana ve Milano Tasarım Haftası gibi platformlarla çalışan uluslararası sanat stüdyolarının imzasını taşıyan bu enstalasyonlar; Meksika (Cancún), Tayland (Phuket), İtalya (Cefalù) ve Brezilya'daki (Rio Das Pedras) tesislerde sergileniyor. Proje; yerel zanaatkarlığı ve geleneksel el işçiliğini modern lüks anlayışıyla buluşturarak markanın her destinasyondaki özgün konumlamasını pekiştiriyor.
- Meksika (Mestiz × Club Med Cancún): Hermès ve Dolce & Gabbana gibi lüks devleriyle yaptığı projelerle tanınan Meksikalı sanatçı Mestiz, yerel hasır örgü teknikleriyle hazırladığı 2.5 metre yüksekliğindeki organik kaktüs (opuntia) formundaki Trident çalışmasıyla misafirleri tesisin resepsiyon alanında karşılıyor.
- Tayland (La Ease Studio × Club Med Phuket): Maison&Objet ve Cartier iş birlikleriyle tanınan La Ease Studio, sekiz yerel zanaatkarın bir ay boyunca üzerinde çalıştığı; nakış, el boyaması ve geleneksel dokuma tekniklerini barındıran anıtsal tekstil enstalasyonuyla deniz altındaki mercan resiflerinin ihtişamını ana bar alanına taşıyor.
- İtalya (Pangea × Club Med Cefalù): Milano Tasarım Haftası ve Sézane gibi markalarla çalışan Fransız sanatçı ikilisi Pangea, Sicilya'nın ada manzaralarından ve doğanın beş elementinden ilham alarak elle resmettiği 2x2.2 metre boyutlarındaki beş anıtsal afişle tesis girişine canlı renklerin ve hareketin hakim olduğu büyüleyici bir estetik katıyor.
- Brezilya (Voador Tecelagem × Club Med Rio Das Pedras): İki asırlık dokuma geleneğine sahip bir okuldan yetişen Brezilyalı ikili, geleneksel tezgahlarda ürettikleri soyut duvar halılarından oluşan çalışmasıyla (diptik) Rio de Janeiro'nun doğasını ve yaşama sevincini resepsiyon koridorunda ölümsüzleştiriyor.
Konaklamanın çok ötesine uzanan sanatsal bir kaçış rotası sunan Club Med, her destinasyonun kendi ruhundan beslenen bu özel kreasyonlarla marka bağımlılığını artırmayı ve üst segment gezginler için tercih sebebi olmayı sürdürüyor.