Demokrasi Cinsiyet Eşitliği Gelişmiş Sivil Haklar

Demokrasi, Cinsiyet Eşitliği, Gelişmiş Sivil Haklar, Ekonomik Refah ve Servetin Adil Dağılımı Tütün Kontrolünün Başarısıyla İlişkilidir.

Amaç

Dünya Sağlık Örgütü, Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi’nin kabulünden beş yıl sonra, 2008 yılında tütün kullanımını ve önleme politikalarını izleme; insanları tütün dumanından koruma; tütün kullanımını bırakmaya yardım sunma; tütünün tehlikeleri konusunda uyarı; tütün reklamı, tanıtımı ve sponsorluğuna yasak getirme ve tütün üzerinden vergi arttırma bileşenlerinden oluşan MPOWER politikasını uygulamayı ülkelere önermiştir. Türkiye ise 2008’de Ulusal Tütün Kontrol Programı’nı oluşturmuş ve 2013’te dünyada altı bileşenin tamamını uygulayan ilk ve tek ülke konumuna gelmiştir. Türkiye’nin başarısı, WHO yıllık raporlarında “Türkiye tütün kontrolünde tekil bir başarıya imza attı” başlığı altında özel olarak duyurulmuş ve Avrupa Bölge Ofisi tarafından yayımlanan “Bağlılık ve Liderlik Hikâyesi” adlı kitapta pekiştirilmiştir. Nitekim 2008-2012 arasında Türkiye’de tütün kullanım oranı yüzde 13,4 düşmüş, 15 yaş altı sigara içme oranı yüzde 19,6’dan yüzde 16,1’e gerilemiş, restoranlarda pasif maruziyet yüzde 55,9’dan yüzde 12,9’a inmiş ve bırakmayı düşünme oranı yüzde 14,4 artmıştır. Ancak zaman içerisinde Türkiye’de tütün tüketim kullanım oranları yükselmeye başlamıştır.

Bu araştırma, MPOWER politika paketinin yanı sıra Dünya Sağlık Örgütü’nün son yıllarda vurguladığı sağlıkta sosyal belirleyiciler kriterleri ile ülkelerin idari yapılarının kapasite ve demokratik tutumlarının tütün kontrolüyle ilişkisini araştırmayı ve daha etkili tütün kontrolü için MPOWER politika müdahalesinin genişletilmesi gereken yönlerini öngörmeyi amaçlamaktadır.

Metot

Tütün tüketimi ve kontrolü açısından çeşitli özelliklere sahip 31 ülke (Amerika Birleşik Devletleri, Arjantin, Avustralya, Bangladeş, Birleşik Krallık, Brezilya, Çin, Danimarka, Endonezya, Filipinler, Fransa, Hindistan, Hollanda, İtalya, İspanya, İzlanda, Japonya, Kanada, Katar, Mauritius, Meksika, Norveç, Rusya, Şili, Suudi Arabistan, Türkiye, Vietnam, Yeni Zelanda ve Yunanistan) ekolojik model tasarımındaki ikincil veri analizine dahil edilmiştir. Ülkelerin MPOWER paketi uygulamaları ve tütün kullanım düzeylerine ilişkin veriler Dünya Sağlık Örgütü ile Dünya Bankası web sitelerinden elde edilmiştir.

Bağımlı değişkenler, her ülkenin 2010 ve 2020 sigara prevalans oranları ile 2010-2020 arasındaki prevalans yüzde değişimi [(2020 prevalansı − 2010 prevalansı)/2010 prevalansı] olarak tanımlanmıştır. Bağımsız değişkenler olarak anne ölüm oranı, Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi, Demokrasi Endeksi, gelir eşitsizliği (GINI katsayısı), kişi başına gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH), Dünya Adalet Projesi Endeksi, İnsani Gelişme Endeksi (HDI), toplam işsizlik oranı, parlamentoda sandalye payı, işgücüne katılım oranı, Küresel Haklar Endeksi, en az ortaöğretim düzeyinde eğitime sahip nüfus oranı, Özgürlük Endeksi, GSYİH’nin yüzdesi olarak cari sağlık harcaması, yıllık büyüme oranı ve Yolsuzluk Algısı Endeksi dahil edilmiştir.

Bulgular

MPOWER Faktörlerinin Etkisi

Ülkelerin MPOWER 2008 puanları ile 2020 yılında ülkelerdeki sigara kullanım oranları arasında zayıf düzeyde bir ilişki saptanmıştır. Başka bir ifadeyle; MPOWER 2008 puanının yüksek olması, ülkelerde sigara içim oranlarının düşük olmasıyla zayıf da olsa ilişkilidir. Ancak aynı ilişki 2010 ve 2020 MPOWER puanlarında saptanmamıştır.

Ülkelerin MPOWER 2008 puanları ile 2010-2020 arası geçen 10 yıllık sürede ülkelerdeki sigara kullanım oranlarının azalmasıyla orta düzeyde bir ilişki saptanmıştır. Başka bir ifadeyle; MPOWER 2008 puanı yüksek olması, kullanım oranlarının zaman içerisinde azalmasıyla orta derecede ilişkilidir. Ancak aynı ilişki 2010 ve 2020 MPOWER puanlarında saptanmamıştır.

Yorum: Araştırma bulguları, MPOWER’ın etkisinin gecikmeli olduğunu ve bu politikanın toplum düzeyinde olumlu etkisinin zaman içerisinde alabileceğine işaret etmektedir.

MPOWER Dışı Faktörlerin Etkisi

Sağlık Sistemi ve Temel Sağlık Göstergeleri

Ekonomik ve Refahla İlgili Faktörler

Eğitim ve Cinsiyet Eşitliği Faktörleri

Demokrasi, Sivil Haklar ve Yönetişim Faktörleri

Makalenin Genel Sonucu ve Yorumu: Bu araştırmanın bulguları MPOWER’ın özellikle erken dönem uygulamalarının tütün kullanımını azaltmada etkili olduğunu desteklemekle birlikte, bu etkinin sosyal belirleyiciler ve yönetişim kalitesiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle ülkelerin başarılı tütün kontrol politikasını geliştirmeleri için yalnızca MPOWER’a odaklanmamaları; aksine aynı zamanda demokratik yönetim, ekonomik eşitlik ve cinsiyet eşitliğini güçlendiren politikaları da gündemlerine almaları ve entegre etmeleri gereklidir. Çünkü ülkelerdeki yüksek işsizlik, gelir eşitsizliği, cinsiyet eşitsizliği ve zayıf demokratik/sivil haklar ortamı hem tütün kullanımını arttırmakta, hem de zaman içerisinde azalmayı engellemektedir. Buna karşılık gelişmiş demokrasi, sosyal özgürlükler, hukukun üstünlüğü, eğitim düzeyi, sağlık harcamaları ve cinsiyet eşitliği tütün ürünlerinin kullanımı düşürücü ve bırakmayı destekleyici yönde etki göstermektedir.

Doç. Dr. Osman Elbek

Sağlığa Evet Derneği Yönetim Kurulu Üyesi

Nikotin Endüstrisinin "Yeni" Stratejisi:

Ürün Dönüşümü, Dijital Pazarlama ve Politika Kıskacı

Nikotin endüstrisi biçim değiştiriyor ama niyet değiştirmiyor. Karar vericilere açık çağrımız var!

Sigara salgını bir halk sağlığı felaketi olarak tarihe geçti. Nikotin endüstrisinin yeni stratejilerini görünür kılmak ve karar vericilere açık bir çağrı yapmak istiyoruz.

Ürün dönüşümü: Bağımlılığın yeniden paketlenmesi

"Yeni nesil ürünler" ifadesi, geleneksel yanıcı sigara dışında kalan ve endüstri tarafından "dumansız", "sigara bırakma" veya "zarar azaltımı" söylemleriyle pazarlanan tüm nikotin iletim sistemlerini kapsayan bir şemsiye kavramdır. Bu ifade teknik bir yeniliğe değil, endüstrinin pazarlama söylemine atıf yapar ve ürünlerin güvenli olduğu anlamına gelmez.

Tütün ve nikotin endüstrisi birbirinden bağımsız yapılar değildir. Elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünleri pazarının önemli bir bölümü, geleneksel sigara şirketlerinin kontrolündedir.

Bu ürünler "yenilik", "teknoloji" ve "alternatif" söylemleriyle sanki halk sağlığı projesiymiş gibi pazarlanıyor. Oysa bu bir halk sağlığı projesi değil, endüstrinin pazar genişletme stratejisidir. Ürünler masum ve zararsız değildir, nikotin bağımlılığı geliştirir. "Daha az zararlı" demek zararsız demek değildir. Bu ifade bilimsel değil, pazarlama dilidir.

Dijital pazarlama: Gençler hedefte

Nikotin endüstrisi artık billboard değil, algoritma kullanıyor. Reklam yerine "içerik", "deneyim" ve "yaşam tarzı" deniyor. Renkli videolar ve influencer iş birlikleriyle bağımlılık ana sayfalara taşınıyor. Gençlerin ekran süresi arttıkça nikotin görünürlüğü de artıyor.

Bilimsel veri: Adölesanlarda e-sigara kullanımı

Sunumda yer alan kesitsel çalışma, Şubat-Nisan 2026 tarihleri arasında Gazi Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri pediatri polikliniklerine başvuran 10-19 yaş arası 488 adölesanı kapsıyor. Bulgular şöyle:

Politika kıskacı

Tütün mamullerinden elde edilen ÖTV gelirleri merkezi yönetim bütçesinde yüksek hacimli ve düzenli bir kalemdir. Bu durum, tütün kontrolünün mali etkileri ile halk sağlığı hedefleri arasında yapısal bir gerilim yaratıyor. Nikotin endüstrisi de yeni nesil ürünlerin düzenlenmesi için gelir kaybı söylemini stratejik biçimde gündeme taşıyor.

Bağımlılık üreten sektör, bağımlılıkla mücadelenin tarafı olamaz. Endüstri sağlık alanına kabul edildiğinde politika yumuşar ve çıkar çatışması halk sağlığının zayıflatılmasıyla sonuçlanır. "Zarar azaltma", "sigara bıraktırma" ve "dumansız" söylemleri bir nüfuz etme stratejisidir.

Kaçak piyasa ve yasallaştırma döngüsü

Endüstrinin klasik stratejilerinden biri, önce yasa dışı pazar yaratıp sonra "vergi kaybını önleme" gerekçesiyle yasallaştırma talep etmektir. Bu, halk sağlığı politikalarını delmek ve yeni nesil ürünlere meşruiyet kazandırmak için kullanılan organize bir lobi faaliyetidir. Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü verilerine göre, yalnızca 2025'in ilk 10 ayında 8 milyon 584 binin üzerinde kaçak elektronik sigara ele geçirilmiştir. Yakalanan miktar ise buzdağının görünen kısmıdır.

Mevcut hukuki durum

Türkiye'deki mevcut rejim, kamuoyunda sanıldığı gibi "tam yasak" esasına dayanmıyor:

Piyasada yasal satışın olmaması, kategorik bir yasaktan değil, ruhsat süreçlerinin henüz işletilememiş olmasından kaynaklanıyor. Bakanlık düzenleme yaptığı an yasal ticaret başlayabilir.

Politika taleplerimiz

Karar vericilere açık çağrımızdır!

Tanzer Gezer

Sağlığa Evet Derneği Yönetim Kurulu Üyesi

Tütün Salgınına Son Vermenin Yolu Yeni Kanun Değil, Doğru Plan ve Uygulamadır

Yakında Meclis’e geleceği söylenen kanun tasarısı çok sayıda gazete ve TV kanalında haber konusu oldu. Gerçi, resmi veya siyasi makamlar tarafından herhangi bir teyit veya yalanlama yok, ama haberlerde iki politikanın ön plana çıktığını gördük:

Nedir bunlar? Önce üretim ve ticaret yasağına bakalım. Niye olamasın? Bugünden bile ilan edebilirsiniz, “artık hepsi yasak” diyebilirsiniz. Ama mesele tabii, bunun gerçekçi koşulları var mı?

Sonlandırma (endgame) stratejileri deniyor bu politikalara. Son 15 yıldır tütün kontrolü literatürüne girdi. Deniyor ki, sadece tüketimin önünü almakla yetinmeyelim, tütün salgınının yapısal, siyasi ve sosyal dinamikleri ile mücadele ederek, onları elimine ederek, hedef seçtiğimiz bir tarihte bu salgına son verelim.  

Finlandiya, Yeni Zelanda, İskoçya, İsveç, Kanada, Malezya, Bangladeş, Danimarka, Vatikan, Hollanda, Avustralya, Fransa ve Britanya sonlandırma hedefi açıklayan ülkeler. Bu ülkelerin büyük çoğunluğunda, zaten tütün kullanma oranları inişte, birçoğunda %12 civarına kadar düşmüş. Kapsamlı bir plan dahilinde, hedef seçilen tarihte, tüketimi %5’in altına düşürmeyi hedefliyorlar. Dikkat, üretim ve ticaret yasağı yok, %5’in altında sönümlendirme var.

Belli bir tarih itibariyle tüm tütün ürünlerinin üretimini ve ticaretini yasaklayan tek örnek: Butan. Ancak, kaçakçılık artışının COVID-19’un sınır aşırı bulaşma riskini artıracağı endişesiyle 2021’de Butan bu düzenlemeden vazgeçti. Tuhaf bir yasak, tuhaf bir vazgeçiş. Benim bildiğim başka tam yasakçı sonlandırma stratejisi yok.

Türkiye’deki durumumuza bakalım. İki temel kanun var. Bunların ilki, 2002 yılı başında yürürlük kazanan, tütün ürünü üretim ve ticaretini neoliberal, müsamahakâr usul ve esaslar doğrultusunda düzenleme altına alan İMF, DB, Derviş üçlüsünün 4733 sayılı Tütün Kanunu. Bu kanun uygulamalarıyla, ulusötesi tütün şirketleri Türkiye piyasasında tam hakimiyet kurdu ve Türkiye’yi dünyanın sayılı sigara üretim ve iç ve dış ticaret üssü haline getirdiler. Buna karşın, 4207 sayılı Tütün Kontrolü Kanunumuzun hükümleri iyi uygulanmadı, yetersiz kaldı. Sonuç: Sigara satışı, son 12 yılda her yıl yaklaşık %5 artış hızıyla büyüyerek 2025’te 160 milyar adete ulaştı. Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye Hanehalkı Sağlık Araştırması 2023 verilerine göre Türkiye’de tütün kullanma oranları erkeklerde %46,1, kadınlarda %23,6, her iki cins için %34,8’e yükseldi. Bu hacim ve sıklık verileri dünya ortalamasının hem çok üzerinde hem de yönü farklı; dünyada düşerken, bizde artıyor.

İçinde bulunduğumuz koşullar böyleyken, bu koşulları ortaya çıkartan hangi yapısal, siyasi ve sosyal dinamikleri, hangi yöntemle, nasıl ortadan kaldıracağız ki, 2040’ta veya daha önce veya daha sonra, tüm tütün ürünlerinin üretim ve ticaretine son verelim? Eğer kanun tasarısında 2040 varsa, kanunu yapanlar bu soruya ne yanıt veriyor? Sigara şirketleri ne diyor? Merak konusu.

Bir de nesle dayalı sigara satış yasağına bakalım. Bu da dünya genelinde yankı bulan bir başka, uzun vadeli sonlandırma politikası. Hangi ürünlerin satışının yasak olacağına bağlı olarak bazen “dumansız nesil”, bazen “tütünsüz nesil” politikası deniyor. İlk uygulamaya 2025’te Maldivler imza attı, 1 Ocak 2007’den sonra doğanlara tütün ürünlerinin satışı ve kullanımı yasaklanırken, buna paralel, elektronik sigaraların ticareti ve kullanımı da ülke genelinde yasaklandı.

İkinci nesle dayalı satış yasağı Britanya’da yürürlük kazandı. 2023’te parlamentoya getirilen kanun tasarısı, çeşitli endüstri müdahalelerinin ardından, nihayet bu yıl kabul edildi. Ama dikkat! Adı Tütün ve E-sigaralar Kanunu olan kanunda, 1 Ocak 2009’dan sonra doğanlara sigara satışı yasaklanırken, spesifik olarak e-sigaranın satışı 18 yaş üstü tüm nesiller için ömür boyu garanti altına alındı. Britanya’da zaten gençler arasında sigara tüketimi çok düşüktü. Bu kanun ile hükümet çok açık şekilde e-sigarayı destekleyen bir politika izlediğini ortaya koydu. Bu açıdan son derece tartışmalı bir düzenlemedir. Bu aralar, gazete haberlerinde çokça ülke modelleri zikrediliyor. İsveç modeli, Japon modeli, havada uçuşuyor. Sonlandırma perspektifinden, bizim için doğru ve yanlış model çok açık: Maldivler modeline evet, Butan modeline, Britanya modeline hayır diyoruz.

Gazetelerde yer aldığı şekliyle, 1 Ocak 2015’ten sonra doğanlara satış yasak olacakmış. 18 yaş altına satış yasağı zaten var. Demek ki, yasak 2033’te, yani 1 Ocak 2015’te doğanlar 18 yaşına geldiğinde başlayacak. Bu kadar beklemeye ne gerek var? Bunu hemen 2027 başında başlatabilirsiniz, “1 Ocak 2009’da doğanlardan başlamak üzere yasakladık,” diyebilirsiniz.

Ama daha önemli meseleler var. Türkiye’de 18 yaş altında bağımlı hale gelmiş tütün kullanan yüzbinlerce çocuk var. Bu kohortlarda tüketim azalmıyor, artıyor. Satış yasağına rağmen bu çocuklar sigaraya ve diğer ürünlere rahatça erişebiliyor. Bu bağımlı çocuklar 18 yaşına geldiklerinde nasıl uygulayabileceksiniz satış yasağını? Ve sözü edilen satış yasağı hangi ürünlere yönelik olacak? Britanya’daki gibi e-sigaraların önü açılırsa, tüketim daha da kışkırtılmış olur ve şimdikinden çok daha ağır bir halk sağlığı felaketiyle karşı karşıya kalırız. Türkiye gibi büyüyen bir piyasada, yeni tütün ve nikotin ürünlerini de piyasa sürmek, çılgınlık olur, akıldışılık olur, hatta suç teşkil eder!

Bir de, haberlerde ince sigara yasağından söz ediliyor. İşte bu hemen şimdi yapılabilir! Bunun için fazla bir yapısal değişim gerekmiyor. Slim ve ultra slim sigaralar, endüstrinin daha az toksin, daha az nikotin aldatmacasıyla piyasaya sürdüğü yanıltıcı, aldatıcı ürünlerdir. Sigaraya başlama ve bırakmama nedeni olabilmektedir. Sadece paketin değil, içindeki ürünün de standartlaşmasını, hem içerik hem de boyut ve kalibrasyon açısından aynılaşmasına desteğimiz tamdır. Standart sigara, hemen şimdi! Bunun önünde tek engel var: Tütün endüstrisi dediğimiz ulusötesi tütün şirketleri. Onları aşarsanız yaparsınız. Gazete haberlerinde geçmiyor ama, el değmişken, sigara filtresi de derhal yasaklanmalıdır. Sigara filtresi tek kullanımlık en büyük plastik atıktır ve üstelik sigara içimini kolaylaştırdığı, başlamayı teşvik ettiği, bırakmayı zorlaştırdığı için halk sağlığı açısından zararlıdır. Filtre de derhal yasaklanmalıdır!

Şöyle bitirmek istiyorum: Sonlandırma stratejisi gütmek için aslında kanundan çok, plana ihtiyaç var. Plan ve uygulamasına. İki şeyi iyi planlamak gerekiyor: Bir, mevcut tütün kontrolü düzenlemelerini eksiksiz ve doğru uygulamak ve iki, ulusötesi tütün şirketlerinin tütün ürünü arzını büyütmeye devam etmesine ket vurmak ve yeni ürünlerin yasal yoldan piyasaya arzının önünü açma stratejilerini boşa düşürmek. Daha açık ifade etmek gerekirse, yeni tütün ve nikotin ürünlerinin üretiminin, iç ve dış ticaretinin, dağıtım ve satışının spesifik olarak yasaklanması gerekiyor. Uzmanlar tütün salgınıyla mücadele için salgına neden olan yapısal, siyasi ve sosyal dinamiklerin değiştirilmesi gerektiğini söylüyorlar. Başka türlü olmuyor sonlandırma. İşte bu değişimleri planlamadan, 2040 yasağı da, dumansız nesil de, abesle iştigal, bir istek listesi, belki başka bir politikanın paravanı olarak karşımızda duruyor.