Makine ihracatı 5 ayda 11,4 milyar dolar oldu

Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) tarafından paylaşılan makine imalat sanayi konsolide verilerine göre, yılın ilk beş ayında Türkiye'nin serbest bölgeler dâhil toplam makine ihracatı 11,4 milyar dolar oldu. Avrupa'da sanayinin dönüşümü ekseninde kurgulanan beklentilerin kıtanın iç dinamiklerinden kaynaklanan derin ekonomik sorunları aşamadığına dikkat çeken Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, “ABD ile İran arasında beliren uzlaşma zemini, enflasyonist dalga yaratan bu baskıyı kırmak adına son derece değerli bir sinyal olsa da reel sektörün ağır işleyen doğası gereği, masada atılan bu tür iyileşme adımlarının navlun ve enerji faturalarına yansıması bugünden yarına olmayacaktır” dedi.

Makine imalat sanayii konsolide verilerine göre; yılın ilk beş ayında serbest bölgeler dâhil toplam makine ihracatı, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre %0,7 düşüşle 11,4 milyar dolar oldu. Miktar bazında ihracatta %10,7 oranında azalma olsa da KG başına ortalama ihracat fiyatının %11’lik artışla 8,6 dolara yükselmesi nedeniyle değer bazındaki düşüş çok sınırlı seviyede kaldı. En fazla makine ihracatı yapılan ülkeler arasında 1,4 milyar dolar ile ilk sırada gelen Almanya'da %8,6 artış yakalayan makineciler bu dönemde ABD'ye %30,3 artışla 949 milyon dolarlık satış gerçekleştirdiler. İtalya'ya 531 milyon dolar, Birleşik Krallık'a 448 milyon dolarlık makine ihracatı yapılan bu dönemde, Irak ve Rusya en fazla düşüş yaşanan ülkeler oldu.

“Ana pazarımız daralırken agresif olmak zorundayız”

Avrupa’daki durgunluk sinyallerini ve Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) faiz kararının bölgedeki yatırım iştahına etkisini değerlendiren Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, sektörün bu daralmaya karşı izleyeceği yol haritasını şu sözlerle anlattı:

“Başlıca ihracat pazarımız Avrupa'da sanayinin dönüşümü ekseninde kurgulanan beklentiler, maalesef kıtanın iç dinamiklerinden kaynaklanan derin ekonomik sorunları aşamıyor. Birliğin lokomotif ekonomilerinden Almanya'nın pandemi sürecinden bu yana duraksaması ve sanayide her yıl 100 binden fazla istihdam kaybı yaşaya başlaması, verimlilik ekseninde bir dönüşümünün tersine rekabet gücünün hızla aşınmakta olduğunu gösteriyordu. Biz bu kırılgan yapının toparlanmasını beklerken Avrupa Merkez Bankası'nın faiz artırımına gitmesi, cılız durumdaki yatırım iştahını tamamen baskılayan bir fren etkisi yarattı. Alman Makine İmalatçıları Birliği (VDMA) verilerine göre Almanya’da yurtiçi siparişlerin %7, Euro Bölgesi siparişlerinin %5 gerilemesi bu daralmanın sahadaki net karşılığı… İşte bu öngörülemez tablo, makine üreticilerimizden değişen koşullara hızla uyum sağlayabilecek üst düzey bir zihinsel çeviklik ve esneklik talep ediyor. Daha ne kadar süreceği belirsiz bu süreçte ihracatçılarımız Avrupalı müşterilerine teknoloji sınıfı ve otomasyon kabiliyeti yüksek çözümler sunmaya odaklanacaktır. Ana pazarımızda sanayi hacmi daralırken, makineciler kıtada oluşacak tüm tedarikçi boşluklarını hızla dolduracak agresif bir yaklaşımla hareket etmek zorundadır.”

“İhracatta amaç kâr yerine, pazarda tutunma oldu”

Lojistik ve enerji maliyetlerinde sıçramalara neden olan küresel jeopolitik gelişmelerle ilgili beklentilere de değinen Yılmaz, diplomatik iyileşmelerin sahaya yansıma sürecinde sektörün atması gereken adımları şu analizle paylaştı:

“Sanayiciler için küresel siyasetteki ısınma ve soğuma evreleri, yeni yatırımlardan önce üretim ölçeklerine karar vermenin operasyonel parametreleri haline geldi. Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanmalarla teslimat sürelerinin uzaması ve enerji fiyatlarında yüzde 50'ye varan sıçramalar nedeniyle bazı sektörlerde maliyetler, satış fiyatlarının da üzerine yükseldi. Günümüz yöneticileri için artık bilgi kıt değil, aksine her gün küresel piyasalardan son derece yoğun bir veri akışı geliyor. Fakat kriz döneminde fark yaratan unsur, bu karmaşık jeopolitik ve finansal bilgileri doğru yorumlayıp etkin şekilde kullanabilmekten geçiyor. ABD ile İran arasında beliren uzlaşma zemini, enflasyonist dalga yaratan bu baskıyı kırmak adına son derece değerli bir sinyal olsa da reel sektörün tedbirli ve ağır işleyen doğası gereği, masada atılan bu tür iyileşme adımlarının navlun ve enerji faturalarına yansıması bugünden yarına olmayacaktır. Makine sektörü bu geçiş sürecinde tedarik zincirlerini çok daha dinamik yönetmek, işletme sermayesini ve nakit akışını koruyacak finansal tedbirleri devreye almak zorundadır. Jeopolitik yumuşamanın maliyetlere yansıyacağı güne kadar, ihracatçılar için kârlılık yerine pazarda tutunma odaklı temkinli tutumun süreceğini düşünüyoruz.”

“Stratejik sektörlerin teknolojik yenilenme yatırımlarından taviz verme lüksü yok”

Küresel piyasalardaki dalgalanmaların sürmesi ve beklenen iyileşmelerin gecikmesi karşısında ihracatçının taşıdığı yükün arttığına dikkat çeken Yılmaz, sektörün direncini artıracak adımları şu şekilde özetledi:

“Tüm dünya, 2026 yılının ilk yarısında ağırlaşan faturayı bir süre daha taşımak zorunda. Çoğu ülke, sanayicisinin yüküne omuz vermeden rekabetçiliğini koruyamayacağının farkında. Geçmişte sadece imalat tekniğini geliştirmek sanayiciye yeterken; bugün başarı ancak finans, teknoloji, lojistik ve yönetişimi bir arada harmanlayan multidisipliner bir bakış açısıyla mümkündür. Üreticilerimizin yeni çözüm arayışlarını sürekli canlı tutmaları, bu küresel faturaya karşı dayanıklılıklarını maksimize edecektir. İmalat sanayimizin rekabet gücünü korumak ve firmalarımızın üzerindeki mali yükleri hafifletmek adına, finansman piyasalarındaki tıkanıklıkların çözülmesi ve sınırlı kaynağın teknoloji odaklı alanlara yönlendirilmesi gerekir. Çünkü stratejik sektörlerin teknolojik yenilenme yatırımlarından taviz verme veya küresel pazardaki rekabetçiliğini kaybetme lüksü bulunmuyor. Mali yükleri hafifletecek vergi teşviklerinin derinleştirilmesi ve sanayicinin geleceğe yönelik yatırımlarını besleyecek kredi kanallarının çalıştırılması konularında yapılacak düzenlemelerin, sanayicimize güç vereceğine inanıyoruz.”