
Zafer Partisi’nden Kazdağları’ndaki maden kapasite artışına sert tepki: “Milletin suyu şirket kârına teslim edilemez”
Zafer Partisi Çevre, Şehir ve Kültür Başkanı Esmaül Hüsna Aslan, TÜMAD’ın Kazdağları-Madra Dağı hattındaki altın madeni kapasite artışı projesine tepki gösterdi. Aslan, “Bu karar yalnızca bir kapasite artışı değildir; ormanların, tarım arazilerinin, meraların, yeraltı sularının ve iki ayrı havzanın aynı anda riske atılmasıdır” dedi.
Zafer Partisi Çevre, Şehir ve Kültür Başkanı Esmaül Hüsna Aslan, TÜMAD’ın Kazdağları-Madra Dağı hattındaki altın madeni kapasite artışı projesine ilişkin sert bir açıklama yaptı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın projeye yeşil ışık yakmasına tepki gösteren Aslan, kararın bölgenin orman varlığını, su kaynaklarını, tarım arazilerini ve ekolojik dengesini tehdit ettiğini belirtti.
Aslan, projenin yalnızca üretim kapasitesini artırmadığını, aynı zamanda siyanürlü liç sahalarının, açık ocak alanlarının ve maden faaliyetlerinden etkilenecek bölgenin ciddi biçimde genişletileceğini vurguladı.
“Bu karar Kazdağları ve Madra Dağı ekosistemine açık saldırıdır”
Bakanlığın çevreyi korumak yerine siyanürlü madenciliğe alan açtığını ifade eden Aslan, şunları söyledi:
“Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bir kez daha milletin toprağını, suyunu, ormanını değil; siyanürlü madenciliği tercih etmiştir. TÜMAD’ın Kazdağları-Madra Dağı hattındaki altın madeni kapasite artışı projesine verilen yeşil ışık, yalnızca bir kapasite artışı değildir. Bu karar; ormanların, tarım arazilerinin, meraların, yeraltı sularının ve iki ayrı havzanın aynı anda riske atılmasıdır.”
ÇED alanı 835 hektardan 1287 hektara çıkarılacak
Aslan, projenin büyüklüğüne ilişkin verileri de paylaşarak mevcut ÇED alanının 835 hektardan 1287 hektara çıkarılmak istendiğini belirtti. Madencilik faaliyetlerinin yürütüldüğü açık ocak alanının 134 hektardan 353 hektara genişletileceğini söyleyen Aslan, siyanür kullanılarak altın ayrıştırılan yığın liç alanının ise 83 hektardan 257 hektara çıkarılacağını kaydetti.
Şirketin yıllık üretim kapasitesinin de neredeyse iki katına çıkarılacağını belirten Aslan, mevcut durumda yılda 7 milyon 760 bin ton olan üretim kapasitesinin 15 milyon 500 bin tona yükseltileceğini ifade etti. Yığın liç tesisinin toplam kapasitesinin ise 75 milyon tondan 155 milyon tona çıkarılacağını söyledi.
“Yaklaşık 1300 hektarlık ormanlık alan daha etki altında kalacak”
Kapasite artışıyla birlikte yaklaşık 1300 hektara ulaşan ormanlık alanın daha madencilik faaliyetlerinin etkisi altına gireceğini belirten Aslan, bölgedeki karaçam ormanlarının zarar göreceğini, tarım arazileri ve meralar üzerindeki baskının artacağını dile getirdi.
Aslan, “Bu, Kazdağları ve Madra Dağı ekosistemine karşı açık bir saldırıdır. Bölgede karaçam ormanları zarar görecek, tarım arazileri ve meralar üzerindeki baskı büyüyecek, Madra Dağı’nın yeraltı su rezervleri hem tüketim hem de kirlenme riskiyle karşı karşıya kalacaktır” dedi.
“İki ayrı havza aynı anda tehdit altında”
Maden sahasının Kuzey Ege Havzası ile Susurluk Havzası arasındaki su bölüm çizgisi üzerinde bulunduğuna dikkat çeken Aslan, olası bir sızıntı ya da kirlilik durumunda iki ayrı havzanın aynı anda etkilenebileceğini belirtti.
Aslan, Madra Barajı üzerindeki baskının artacağını, Madra Deresi, Kocaçay ve Karadere’nin de doğrudan etki altında kalacak su varlıkları arasında yer aldığını ifade ederek şunları söyledi:
“Daha vahimi, maden sahası Kuzey Ege Havzası ile Susurluk Havzası arasındaki su bölüm çizgisi üzerinde bulunmaktadır. Olası bir sızıntı, liç kaçağı veya ağır metal kirliliği durumunda yalnızca bir dere, bir köy, bir orman değil; iki ayrı havza aynı anda tehdit altında kalacaktır.”
“Halkın suyu madene, köylünün geleceği şirket kârına terk edilemez”
Projenin toplam su ihtiyacının saniyede 57 litre olduğunu belirten Aslan, hâlihazırda başta Düdüklü Suyu olmak üzere altı ayrı su kaynağından su çekildiğini ifade etti. DSİ belgelerine yansıyan bilgilere göre şirketin sanayi suyu temini amacıyla kullandığı bazı yeraltı suyu kuyularının resmi kayıtlarda “kaçak kuyu” olarak yer aldığı iddialarına da dikkat çeken Aslan, şu ifadeleri kullandı:
“Halkın suyu madene, köylünün geleceği şirket kârına terk edilemez. Türkiye’nin su varlıkları, ormanları, meraları ve tarım alanları maden şirketlerinin insafına bırakılamaz.”
Asit kaya drenajı ve ağır metal riski
Aslan, şirketin ÇED raporunda bazı pasa alanlarının asit kaya drenajı oluşturma riski taşıdığı bilgisinin yer aldığını belirterek, bunun ağır metallerin ve çeşitli kirleticilerin su kaynaklarına karışmasına yol açabileceğini söyledi.
Ruhsat sahasının bir bölümünün Kozak Yaylası Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı sınırları içinde kaldığını da aktaran Aslan, işletme faaliyetleri sona erdiğinde geride büyük çukurlar kalacağını, bu açık ocakların zamanla göle dönüşerek bölgenin hidrolojik yapısını değiştireceğini ifade etti.
“ÇED süreçleri tahribata yasal kılıf mı hazırlıyor?”
Açıklamasında Bakanlığa sorular yönelten Aslan, şu ifadeleri kullandı:
“Bu ülkenin ormanları birkaç şirket daha fazla kazansın diye mi var? Bu milletin içme suyu kaynakları siyanürlü altın ayrıştırma tesislerine tahsis edilsin diye mi korunuyor? ÇED süreçleri çevreyi korumak için mi, yoksa tahribata yasal kılıf hazırlamak için mi işletiliyor?”
“Kazdağları’nı siyanüre teslim etmeyeceğiz”
Zafer Partisi olarak projeye karşı olduklarını vurgulayan Esmaül Hüsna Aslan, kapasite artışının iptal edilmesi ve bölgedeki su kullanımları ile kuyu izinlerinin bağımsız biçimde denetlenmesi gerektiğini belirtti.
Aslan açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Zafer Partisi olarak açıkça ifade ediyoruz: Kazdağları ve Madra Dağı sahipsiz değildir. Çevre Bakanlığı bu projeye verilen onay sürecini derhal durdurmalı, kapasite artışı iptal edilmeli, bölgedeki tüm su kullanımları ve kuyu izinleri bağımsız biçimde denetlenmelidir. Milletin suyunu, toprağını ve geleceğini savunmak siyasi tercih değil, milli sorumluluktur. Kazdağları’nı siyanüre, Madra Dağı’nı maden çukurlarına, halkın suyunu şirket kârına teslim etmeyeceğiz.”
World Media Group (WMG) Haber Servisi
Çevre Doğal Yaşam
Çevre Doğal Yaşam
Çevre Doğal Yaşam