NATO "Zırvası"

“Kuzey Atlantik” coğrafi olarak; Ekvator'un kuzeyinde kalan Atlas Okyanusu bölümüdür. Batısında Kuzey ve Orta Amerika, doğusunda Avrupa kıtası yer alır. Aynı zamanda, merkezi Brüksel'de bulunan ve Türkiye'nin de üye olduğu askeri ittifak olan NATO’nun (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) kuruluş ismine ilham veren coğrafyanın adıdır.

Başka şekilde ifade edecek olursak; 1945 sonrasında yeniden şekillenen dünya siyasetinde, Sovyetlerin dünyada kazandığı prestiji toprağa çevirmesini engellemek ve ilerlemesini kesmek için hayata geçirilen Avro – Amerikan birlikteliğidir.

Ancak Sovyetler Birliği’nin tarih sahnesinden çekildiği 1990’lardan sonra Varşova Paktı’nın ortadan kalkması sebebiyle NATO’da görevini tamamladı. Soğuk Savaş döneminde; bir çok ülkede darbeleri örgütleyen, toplumsal katliamlarda önemli rol oynayan, Kontrgerilla faaliyetleri hayata geçiren bu terör yapılanmasına artık dünyanın bir çok ülkesi olumlu bakmıyor.

NATO’nun Cenazesini Kim Kaldıracak?

ABD Dışişleri Bakanlığı 7 Ocak 2026’da  66 Küresel örgütten çekilme kararı aldı. NATO gibi örgütlerden ise maddi desteğini azaltma kararı aldı. AB’den daha fazla bütçe talep ediyorlar. AB gönülsüzde olsa bu bütçeyi arttırıyor.

ABD'nin stratejik önceliği giderek Çin ile Hint-Pasifik bölgesindeki rekabete kayıyor. Bu nedenle Avrupa'nın kendi güvenliğinde daha fazla sorumluluk üstlenmesini istiyor. ABD, NATO içinde asker, üs, lojistik, istihbarat ve nükleer caydırıcılık açısından en büyük katkıyı sağlamaya devam ediyor. Buna karşılık Avrupa ülkelerinin daha fazla mali yük üstlenmesini talep ediyor.

Özellikle Rusya'nın Ukrayna operasyonu sonrasında Avrupa ülkeleri savunma bütçelerini önemli ölçüde artırdı. Birçok NATO üyesi, uzun yıllar altında kaldıkları GSYH'nin yüzde 2'si savunma harcaması hedefini yakalamaya veya aşmaya başladı. Bununla birlikte, "ABD NATO'nun yükünü AB'ye yıkıyor" ifadesi bir ölçüde doğrudur ancak daha isabetli  ifade şu olabilir: ABD, NATO'daki lider rolünü korurken, Avrupa'nın kendi savunmasının finansmanında ve askeri kapasitesinde daha büyük pay üstlenmesini istiyor.

ABD’nin bu yaklaşımı, Avrupa'da da "stratejik özerklik" tartışmalarını hızlandırmıştır. Özellikle Emmanuel Macron, Avrupa'nın ABD'ye daha az bağımlı bir savunma kapasitesi geliştirmesi gerektiğini sıkça dile getirmiştir. Kısacası, ABD'nin hedefi NATO'dan çekilmekten ziyade, mali ve askeri yük paylaşımını Avrupa lehine yeniden dengelemek.

Varşova Paktı'nın dağılmasıyla NATO'nun ilk kuruluş amacı büyük ölçüde ortadan kalktı. Kuruluş amacına odaklanan bir değerlendirmede "görevini tamamladı" denebilir. Ancak bu cenazenin nasıl kaldırılacağı yerine ne konulacağı önümüzdeki onyılların önemli bir “uluslararası ilişkiler” tartışma başlığı.

NATO adlı Terör Örgütü’nün dağıtılması tüm dünya için olumlu sonuçlar ortaya çıkarır ve ileride yaşanacak bir nükleer savaşın önüne geçer. Peki yerine ne koyulabilir. Tüm dünyada güvenliği sağlayacak BM (Birleşmiş Milletler) bünyesinde bir yapılanmaya gidilebilir. Dünyanın 200 ülkesinin içinde yer aldığı ve nüfusu ölçüsünde katkı sunduğu bir yapılanma oluşturulabilir. Bu formül dünya barışının önünü açar. NATO ise nükleer savaşın hazırlayıcısıdır. 2. Emperyalist paylaşım savaşında NAZİ’lerin çıkardığı postalları giyen NATO bir an önce dağıtılmalıdır.