ODTÜ’de “Sahte Bayrak” Operasyonu

Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde geçtiğimiz hafta yaşanan olaylar; Kampüs içindeki sınırlı bir olay veya protesto gibi görünse de, medya ve siyaset tarafından çok daha geniş bir kültür savaşı anlatısına dönüştü.

Özellikle hükümete yakın medya organları ve ona muhalifmiş gibi görünen  ancak “aynı tarlanın otu” olan ana akım medya ve sosyal medya kullanıcıları olayları bayrağa yönelik bir hareketmiş gibi göstererek, bilinçli çarpıtmayı büyüttüler. Muhalif medya ise bunu ifade özgürlüğü, öğrenci siyaseti veya manipülasyon açısından okuyor. Sonuçta olayın kendisinden çok, temsil ettiği sembolik anlam tartışılıyor. AKP medyasının “köpürtmesi” eleştirisi de buradan geliyor: küçük ölçekli bir olayın günlerce ekranlarda tutulup siyasi mobilizasyon malzemesine çevrildiği düşünülüyor.  

Türkiye’de medya-siyaset ilişkisi çok kutuplaştığı için, aynı olay farklı kesimlerde tamamen farklı gerçeklikler gibi sunulabiliyor. Aslında konunun nasıl sunulduğu değil, kimlerin işine yaradığına ve kimler tarafından kimler kullanılarak hayata geçirildiğine gözatmakta fayda var.

***

Orta Doğu Teknik Üniversitesi etrafındaki son “bayrak provokasyonu” tartışmasının yaklaşan NATO Zirvesi ile bağlantılı olabileceğine dair sosyal medyada çeşitli görüşler var. Bu görüşün doğruluk payı taşıdığını söylemek gerekiyor. Bu zirve öncesi NATO’ya en sert muhalefeti gösterecek kitleye dönük bir organizasyon olma ihtimali yüksek. “Atlantik milliyetçiliği” kavramı bu konuda iyi değerlendirilmesi gereken bir kavram.

Dünyada bu tarz zirveler öncesinde; güvenlik söyleminin yükseltilmesi, üniversite ve gençlik hareketlerinin hedef gösterilmesi, “marjinal grup”, “terör”, “milli hassasiyet” eksenli medya kampanyalarının yoğunlaşması gibi örnekler görüldüğü için insanlar bu olayları daha geniş bir siyasi atmosfer içinde okuyor. ODTÜ’deki olayın kendisi  ulusal değerimiz olan bayrağa dönük bir protesto değil. Ortak değerimiz bayrağımızın altına saklanarak konseri sabote etmek için elinden geleni yapan dışarıdan gelen şahıslara yönelik müdahale” şeklinde bakmak gerekiyor.

Bu tür olayların NATO zirvesi, güvenlik politikaları veya iç siyasette kutuplaşma atmosferiyle ilişkilendirilmesi yeni değil. Özellikle üniversiteler Türkiye’de uzun süredir sembolik mücadele alanı olarak görülüyor.  

Son yıllarda Türkiye’deki siyasi gelişmeleri yalnızca iç politika değil, daha geniş bir küresel   eksen içinde okuyan analizler şu argümanları  kuruyor:

“Atlantik milliyetçileri” ifadesi genelde; NATO eksenli güvenlik çevreleri, Batı’daki sağ-popülist ağlar, anti-sol ve anti-liberal kültür savaşı aktörleri için kullanılan politik bir tanım. Bu perspektife göre: seküler muhalefet parçalanıyor, gençlik hareketleri kriminalize ediliyor, ekonomik kriz yerine kimlik çatışmaları öne çıkıyor, toplum sürekli güvenlik psikolojisinde tutuluyor. North Atlantic Treaty Organization zirveleri, bölgesel gerilimler veya jeopolitik krizler de bu atmosferi besleyen arka planlar olarak yorumlanabiliyor.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta şu: “Trump destekli Atlantik milliyetçileri doğrudan Türkiye’de şu olayı yönlendiriyor” gibi iddialar; daha çok ideolojik ve jeopolitik bir okuma biçimi.  

***

Başka bir anlatı ise; Orta Doğu Teknik Üniversitesi etrafındaki “bayrak provokasyonu” tartışmasının seküler muhalefeti bölmeye hizmet ettiği yorumu, özellikle sosyal medyada ve muhalif çevrelerde sık dile getiriliyor. Mantık şu şekilde kuruluyor:

Bu yüzden bazı yorumcular, bu tür olayların özellikle: “CHP tabanı vs sol gençlik”, “ulusalcı sekülerler vs Kürt hareketine yakın çevreler”,  “devletçi refleksler vs ifade özgürlüğü”
çatışmasını görünür kıldığını düşünüyor.

İktidar yanlısı sosyal medya trol orduları ve medya da çoğu zaman bu ayrımları öne çıkaran bir çerçeve kuruyor: “Gerçek Atatürkçüler”, “marjinal sol”,  “bayrak düşmanları” gibi söylemlerle seküler muhalefetin parçalı görünmesi teşvik ediliyor. Manipülasyon ve kutuplaştırma körükleniyor. İktidarın yönlendirdiği sosyal medya hesapları, instagram fenomenleri, youtuberlar ve genel medyanın konuya yaklaşımını incelediğimizde; gerçek gün gibi aydınlanıyor. Türkiye’nin seküler dinamikleri üniversiteler üzerinden parçalanmaya çalışılıyor.

Türkiye’de üniversiteler, bayrak ve kimlik sembolleri uzun süredir sadece öğrenci meselesi olarak değil; daha geniş siyasal mücadelelerin vitrini gibi işlev görüyor.

***

ODTÜ’deki bayrak provokasyonu; son dönemde Türkiye siyasetinin anamuhalefet ve halihazırda birinci partisi CHP’ye yönelik  “asimetrik saldırının” bir parçasıdır.  Özellikle Cumhuriyet Halk Partisi’nin yerel seçim başarısından sonra, doğrudan klasik siyasi rekabet yerine: medya kampanyaları, yargı süreçleri, sosyal medya operasyonları, kimlik ve sembol krizleri, öğrenci olayları veya sokak görüntüleri üzerinden yıpratma stratejisi izlendiği açık olarak görülüyor. Orta Doğu Teknik Üniversitesi tartışmasının bu çerçevede de okunması gerekiyor. CHP’nin seküler tabanı içinde “milli hassasiyet” fay hattı tetikleniyor, parti savunmada bırakılıyor, ekonomik kriz gibi daha güçlü muhalefet gündemleri geri plana düşüyor, muhalefet kendi içinde pozisyon almaya zorlanıyor. “Asimetrik saldırı başka aşamaya evriliyor” derken kastedilen ise genelde: sadece siyasi liderleri değil toplumsal psikolojiyi hedef alan, kutuplaşmayı derinleştiren, muhalefetin ortak dil kurmasını zorlaştıran
daha dağınık ve çok katmanlı bir mücadele biçimi ortaya koymaya zorluyor. Bunun örnekleri olarak;   “bayrak”,  “terörle mesafe”,  “yerli-milli” söylemi,  gençlik protestoları, boykot çağrıları, sokak güvenliği tartışmaları  gibi başlıkların dönüşümlü biçimde gündeme taşındığını görüyoruz.  

***

Türkiye’nin bilimsel birikimi, liyakati ve özgür düşüncesiyle dünya çapındaki gururu olan Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), son günlerde sinsi bir planın ve karanlık bir provokasyonun hedefi haline getirilmiştir. Geleneksel Bahar Şenliği kapsamında gerçekleştirilen etkinlikler, önceden kurgulandığı açık olan olaylar silsilesiyle gölgelenmek istenmektedir.

Bayrağımız, bu toprakların birleştirici gücü ve Cumhuriyetimizin onurudur. Tarihten bugüne ODTÜ ruhu bayrağa saygısızlık yapmadı, yapmaz. ODTÜ Bahar Şenlikleri ile dışavurulan ve adil ve özgür bir dünya arayışını ortaya konulan parlak zeka her dönem iktidarları rahatsız etmiştir. Olayda ODTÜ ruhuna yönelik hazımsızlık, halkımızın bayrağına olan bağlılığı üzerinden bu ruha operasyona dönüştürülmüştür. Konser sırasında ve olaydan sonra alanda Türk bayraklarının olması bu gerçeği ortaya koyuyor. Olayların hemen ardından, henüz hukuki süreç tamamlanmadan sosyal medyada "gözaltı listelerinin" servis edilmesi ve emniyet birimlerinin bu listelerle eş zamanlı harekete geçirilmesi bu düşüncemizi doğruluyor.


Bu süreçteki asıl hedef, iktidarın yıllardır ele geçiremediği ODTÜ’nün muhalif ve özgürlükçü yapısıdır. Olaylar bahane edilerek, üniversitenin kültürel hafızası silinmek, bilim yuvası bir "arka bahçeye" dönüştürülmek istenmektedir.

Siyasi iktidarı ve onun güdümündeki yapıları, üniversiteleri birer çatışma alanına çevirmekten vazgeçmeye davet ediyoruz. ODTÜ; rant hırsına, kültürel çoraklaşmaya ve her türlü gerici kuşatmaya karşı boyun eğmemiştir, eğmeyecektir.

Ekonomik Nokta olarak; Atatürkçü, Cumhuriyetçi ve yurtsever duruşumuzla, iftiralara karşı ODTÜ geleneğinin ve geleceğimiz olan öğrencilerimizin yanındayız. Cumhuriyet’in kalelerini provokasyonlarla düşüremeyeceksiniz!

Sonuç itibariyle bayrak provokasyonunun “ergen milliyetçi refekslerden kurtulup” aklı selim ile değerlendirilmesi  gerekiyor.