Silivri'de Önemli Açıklamalar
CHP Lideri Özgür Özel: “Ekrem İmamoğlu ve Arkadaşlarımızın Milletten Gördükleri Hürmetin Zekâtı Bu Hâkime Yeter”
- Aralarında Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 106’sı tutuklu 402 sanığın yargılandığı İBB davasının ilk duruşması İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’de cezaevi yarleşkesinde görüldü.
- Duruşmada usul eksiklikleri, savunma kısıtlamaları ve mahkeme heyetinin tarafsızlığına ilişkin eleştiriler gündeme geldi; avukatlar reddi hâkim talebinde bulundu.
- Mahkeme heyeti reddi hâkim ve tefrik taleplerini reddetti.
Aralarında CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 402 sanığın, 106’sı tutuklu olarak yargılandığı İBB davasının ilk duruşması bugün İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesindeki duruşma salonunda görüldü. Davada gazeteciler Ruşen Çakır, Yavuz Oğhan, Şaban Sevinç ve Soner Yalçın da sanıklar arasında yer alıyor. Gazetecilere “örgüte yardım” ve “yanıltıcı bilgi yayma” suçlamaları yöneltiliyor.
Duruşma, gün boyu süren usul tartışmaları, reddi hâkim talepleri ve savunma tarafının adil yargılama ihlali iddiaları ile geçti. Mahkeme heyeti, savunmanın reddi hâkim ve tefrik taleplerini reddetti. Duruşma gün sonunda Ramazan ayı gerekçe gösterilerek erken sona erdirildi ve dava yarın saat 10.00’a ertelendi.
Silivri’de olağanüstü güvenlik önlemleri
Duruşma öncesinde Silivri Kaymakamlığı’nın kararıyla cezaevi çevresi “özel güvenlik bölgesi” ilan edildi. Mahkemenin görüleceği Marmara Cezaevi yerleşkesi çevresinde geniş güvenlik önlemleri alınırken, basının ve avukatların girişine çeşitli kısıtlamalar getirildi. Yerleşkenin yaklaşık bir kilometre çevresinde görüntü alınması ve basın açıklaması yapılması da yasaklandı.
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu saat 11.00 sıralarında duruşma salonuna getirildi. İmamoğlu, salondaki izleyiciler ve avukatlar tarafından alkışlarla karşılandı.
Selamlama tartışması nedeniyle duruşmaya ara verildi
Duruşmanın ilk saatlerinde İmamoğlu’nun tutuklu sanıkları selamlamak istemesi üzerine mahkeme başkanı ile İmamoğlu arasında tartışma yaşandı. Mahkeme başkanı, İmamoğlu’nun söz alma talebini “böyle bir usul yok” diyerek reddederken bu durum zabıt altına alındı.
İmamoğlu’nun davada en son savunma yapacak sanıklardan biri olduğunun açıklanması üzerine salondan tepkiler yükseldi. Bunun üzerine mahkeme heyeti duruşma salonundan ayrıldı. Duruşma daha sonra 14.00’te seyircili olarak yeniden başladı.
Avukatlardan reddi hâkim talepleri
Duruşmanın ikinci bölümünde savunma avukatları, mahkeme heyetinin bağımsız ve tarafsız olmadığı gerekçesiyle reddi hâkim talebinde bulundu.
İmamoğlu’nun avukatı Hasan Fehmi Demir, mahkemenin yürütülme biçimini eleştirerek, sanıkların 80 bin sayfalık ek klasör ve iddianameyi incelemek için yalnızca 24 saat süre verildiğini söyledi. Demir, “24 saatte bu evrakların incelenmesi mümkün mü?” diye sordu.
Demir ayrıca duruşma koşullarını eleştirerek, “Savunma makamı olarak bizim bu faaliyetlere yargısal faaliyet dememizi beklemeyiniz” dedi ve yargılamanın kamuoyundan uzak yürütülmek istendiğini söyledi.
İmamoğlu’nun bir diğer avukatı Fikret İlkiz ise savunmanın mahkeme tarafından bilgilendirilmediğini belirterek, “Biz önce belirlilik arıyoruz. Biz size, heyetinize güvenmiyoruz” dedi. İlkiz ayrıca mahkeme başkanının avukatlarla görüşmeyi reddettiğini söyleyerek, “Biz savunmayız, görüşülmeyecek insanlar değiliz” ifadelerini kullandı.
Heyetin tecrübesi tartışma konusu oldu
Sanıklardan bazılarının avukatları da mahkeme heyetinin yapısını eleştirdi. Avukat Akın Atalay, heyetteki iki hakimin mesleğe Mayıs 2024’te başladığını belirterek toplam mesleki kıdemlerinin iki yılı bile bulmadığını söyledi.
Atalay, “Bu şartlarda öncelikle sizin bu davadan çekilmenizi, bu olmadığı takdirde reddi hâkim talebimizi sunuyoruz” dedi.
Gazeteciler de davada sanık
Ramazan Gülten ve Aykut Erdoğdu’nun avukatı Hüseyin Ersöz, İBB soruşturması kapsamında gözaltına alınan gazetecilere de değinerek, mahkemenin adli kontrol kararlarında farklı uygulamalar yaptığını savundu. Ersöz, daha önce gözaltına alınan altı gazeteciden birinin adli kontrol tedbirinin mahkeme tarafından doğrudan kaldırıldığını, gazeteci Yavuz Oğhan için yapılan başvuruda ise aynı kararın ancak bir ay sonra verildiğini söyledi.
Dava kapsamında gazeteciler Ruşen Çakır, Yavuz Oğhan, Şaban Sevinç ve Soner Yalçın da sanık olarak yargılanıyor. Gazetecilere “örgüte yardım” ve “yanıltıcı bilgi yayma” suçlamaları yöneltiliyor.
Mahkeme talepleri reddetti
Savunma tarafının reddi hâkim ve tefrik taleplerinin ardından mahkeme başkanı savcılıktan mütalaa istedi. Savcılık, reddi hâkim taleplerinin reddedilmesini talep etti. Mahkeme heyeti de reddi hâkim ve tefrik taleplerini reddetti.
Duruşmanın sonunda mahkeme başkanı, Ramazan ayı nedeniyle duruşmanın erken sona erdirildiğini açıkladı.
402 sanıklı davanın ilk celsesi böylece tamamlanırken, yargılamanın yarın saat 10.00’da devam edeceği bildirildi.
Uluslararası gözlemcilerden hukuk devleti vurgusu
Duruşmayı Fransa ve Almanya’nın büyükelçileri ile Hollanda, İsveç, ABD, Belçika, Birleşik Krallık ve Norveç’ten büyükelçilik ve konsolosluk temsilcileri de izledi. Gelişmeyi ilk olarak Artı Gazete duyurdu.
Almanya Federal Hükümeti İnsan Hakları Politikası ve İnsani Yardım Komiseri Lars Castellucci, X hesabından yaptığı paylaşımda, “AB’ye aday ülke ve Avrupa Konseyi üyesi olarak Türkiye, hukuk devleti, demokrasi ve insan hakları ilkelerine saygı göstermeyi taahhüt etmiştir. İstanbul Başkonsolosluğu süreci yerinde takip edecektir” ifadelerini kullandı.
Avrupa Parlamentosu Türkiye raportörü Nacho Sánchez Amor da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İBB davasının ilk duruşmasına dikkat çekerek, “İBB ve Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında açılan ‘yolsuzluk’ davasının ilk duruşması bugün görülüyor. İmamoğlu 2352 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya. Bir belediye başkanının kamu güvenliğine ciddi tehdit oluşturan tehlikeli bir suçluymuş gibi onlarca polis eşliğinde getirilmesi gerçekten gerekli mi?” diye sordu.
Cezaevi kampüsünde duruşma
Duruşma, Silivri ilçesindeki Marmara Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesi içinde inşa edilen duruşma salonunda görüldü. Cezaevi kampüsü içerisinde yapılan yargılamalar, kamuya açık yargılama (aleniyet) ilkesine erişim, izleyici ve basının duruşmayı takip edebilmesi ve savunma hakkının kullanımı açısından uzun süredir tartışma konusu oluyor.
Yerleşkenin yüksek güvenlikli yapısı ve girişlerde uygulanan kısıtlamalar nedeniyle, mahkeme salonuna erişim sınırlı sayıda izleyici ve basın mensubuyla mümkün olabildi.
“İKTİDARIN GAZETESİNE, İKTİDARIN HAKİMLERİNİN HABER SIZDIRMASINDA SUÇÜSTÜ YAKALANDI VE SALONU BOŞALTTI”
“EKREM BAŞKANI İTİBARSIZLAŞTIRACAK BİR SÖZ DAHA LÜGATA GİRMEDİ”
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, İBB Davasına verilen arada konuştu. Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Bugün sabah aileler, milletvekilleri ve avukatlar olarak salonda yerimizi aldık. Dünden itibaren de bir provokasyon kokusu olduğunu seziyorduk. Geçmişte bazı grupların, örgütlerin, yapıların devlete karşı provokatif girişimleri olurdu. Şimdi devleti yönetenlerin millete karşı provokatif girişimleri var” dedi. Özel, şunları söyledi:
“HÂKİMİN KİMYASI BOZULDU, ‘SALONU BOŞALTIN’ DEDİ”
“Bugün duruşma başladı. Bu kadar önemli bir duruşma. Normalde tamamen tutuksuz yargılamanın olması gereken bir noktada, bir yıldır içeride tuttukları insanlar ve avukat söz istiyor, avukata söz vermiyor. 2 bin 430 yılla yargıladığı Sayın Ekrem İmamoğlu söz istiyor, ona söz vermiyor. Ekrem İmamoğlu’na ‘Sanık Ekrem’ diye sesleniyor. Buna salon tepki verince bu sefer dönüp, ‘Ekrem Bey, siz’ demeye başlıyor. İlk başta onlarca kez senli, benli ve güya itibarsızlaştırmaya yönelik bir takım davranışlar. Sonra bir avukat güç bela sesini duyurdu ve dedi ki ‘Şu an verdiğiniz liste var. Aykut Erdoğdu ile başlayan yargılama listesi ve Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş diye biten. Haftalardır kaleminize bu sıralamayı soruyoruz. Savunmaya hazırlanacağız, ne diyorsunuz? Buna cevap verin’ dedi. ‘Hazır değildi, hazır değildi’ diyorlar. ‘Dün bunu Yeni Şafak gazetesi yayınladı. Avukatlara verilmeyeni yandaş bir gazeteye nasıl sızdırıyorsunuz?’ dedi. Buradan sonra kimyası bozuldu hakimin, ‘Salonu boşaltın’ dedi. Yani öyle bir şey ki emirle, talimatla iktidarın gazetesine, iktidarın hakimlerinin haber sızdırdığı bir şeyde suçüstü yakalandı. Salonun psikolojik olarak kontrolünü kaybetti ve demek ki aklında baştan beri olan bir şey; ‘Salonu boşaltın’ dedi. Biz de milletvekilleri ve aileler olarak salonu boşaltmıyoruz tabii ki. E çıkmayacağız tabii. Ağzından çıkan son söz ‘Salonu boşaltın’ olduğu için biz buradan çıkarsak bir daha içeriye almazlar aileleri de ve bu doğru bir şey olmaz. Ama bunun dışında yani usulüne göre gelse, bir ara verse zaten herkes çıkacak. Dışarıda basın mensupları bekliyor, aileler bekliyorlar. Olacak işler değil. Ama bir suçluluğun telaşı, aldığı talimatları uygulama, aklınca böyle Ekrem Başkan’a ‘senli, benli’ konuşarak bir itibarsızlaştırma, tabii buna ne avukatlar izin verir, aileler izin verir.”
“İTİBARSIZLAŞTIRMAK İÇİN YAPIYOR”
“Salonu germeye çalışan bir hakim var. Sükûnetini korumaya çalışan aileler var burada. Zaten düşünsenize avukatlar ve aileler girdikten sonra, herkese yer olduktan sonra milletvekilleri girdi, dışarıda milletvekili arkadaşlarımız var. 81 ilden gelen herkesi biz bir başka yerde tutuyoruz, misafir ediyoruz ve istiyoruz ki burası işlesin. Ama hakem istiyor ki burada kaos çıksın, kriz çıksın, kavga çıksın. Üzüldüğüm nokta ne? Dünya kadar yurt dışından basın mensubu var. Ve Türkiye’de 15 buçuk milyon kişinin cumhurbaşkanı adayı gösterdiği birisini tutup içeri koymaları, 35 yıllık diplomayı iptal edip Türkiye’de serbest bir seçimden korktuklarını dünyaya ilan etmeleri yetmezmiş gibi bir yargılamayı bile yapamadıklarını, yargılamayı bizzat hakimin provoke ettiğini bütün salon görüyor. Herkes şaşkın. Bu salon niye boşalsın kardeşim? Bir senedir insanlar birbirlerini bekliyorlar, bugünü bekliyorlar. Bu salon niye boşaltılsın? Bugün milletvekilleri olmadan, aileler olmadan yargılayan, yarın avukatsız yargılayacaktır. Öbür gün, ‘Ben yargılamayı yaptım, kararım budur’ der. Burası öyle kusura bakmasın ama sahra altı bir ülke değil. Burası, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten emanet bir Cumhuriyettir. Canını okumalarına rağmen Anayasa’ya göre bir hukuk devleti burası. Savunma diye bir hak var, masumiyet diye bir karine var. Orada her fırsatta ‘Ekrem İmamoğlu suç örgütü’ diyen ve 15 buçuk milyon vatandaşın oy verdiği, 25 buçuk milyon vatandaşın imza verdiği kişiye ‘senli benli’ birinci tekil şahısla konuşmaya çalışan adam hakikaten kendini kaybetmiş. Olacak bir iş değil. Bu kadar saygısız, bu kadar üstten, daha doğrusu bu kadar ne dediğini bilmeyen, salondan uğultu yükselince ‘siz’ deyip, salon sakinleşince ‘sen’ diyen... Demişler ki ona, ‘Sen Ekrem Başkana, Cumhurbaşkanı Adayına, bu ülkenin bir sonraki cumhurbaşkanına ‘sen’ de ki itibarsızlaşsın.’ Ekrem Başkanı itibarsızlaştıracak bir söz daha Türkçe lugatına girmedi. Bunu böyle bilsinler.”
“ZEKATI BU HAKİME YETER”
Genel Başkan Özel, heyet salonu terk ederken Ekrem İmamoğlu’nun ‘Siz yargılamaya gelmediniz’ şeklindeki sözlerinin hatırlatılması üzerine şöyle konuştu:
“Bir doğal hakim ilkesi diye bir şey var, değil mi? Burada işte kaç tane bilmiyorum 50’ye yakın Ağır Ceza Mahkemesi var. siz tecrübeli bir muhabir olarak bir yıldır şunu duymuyor musunuz? ‘Ya bire, ya 40’a düşecek.’ Sonra Beşiktaş davası, Aziz İhsan Aktaş davası bire düştü, herkes dedi ki ‘Bu 40’a düşecek.’ Bu dendiği gibi 40’a düştü. Düşünün 40’ta bir ihtimal bir yıldır bilindiği şekilde oldu. 40’ıncı Ağır Ceza Hakimi geçmişten beri Adalet Bakanı ile çok yakın ilişkiler içinde olan bir hakim. Ama iki üyeden emin olamadılar. Buraya yeni iki üye, bir hakim koydular. Akın Bey’in razı olduğu, buraları ona emanet etmek istediği davayı düşürdüğü 40’ın hakimine dışarıdan yeni yolladıkları yardımcı getirdiler. Nerede doğal hakim ilkesi? Adrese teslim bir heyet oluşturmuşlar kendilerine göre. Minareden at beni, in aşağı tut beni. Burada akıllarınca yargılama yapacaklar. Bu yüzden yani zaten sanık lehine delil toplamayıp sanıklara ilk günden beri suçlu muamelesi yapan ki resmini yasaklayan, belediye başkanının resmini yasaklayan anlayış şimdi kendi siparişi ile oluşturduğu heyetle yargılama yapacak. Her şeye rağmen geldik, bütün sakinliğimizle buraya oturduk. Beyefendinin yapmaya çalıştığı işe bak. İlk laftan hakaretle başlıyor, böyle itibarsızlaştıracak bir ses tonuyla konuşuyor. Ekrem İmamoğlu’nun ve arkadaşlarımızın beyefendiliği ve milletten gördükleri hürmetin zekâtı bu hakime yeter. Bu hakimin hukuk adına yediği kadarını bizim bu salondaki arkadaşlarımız yakasına dökmüşlerdir. Daha ne konuşuyor yani? Kimmiş o?”
Reddi hakim talepleri reddedildi, İmamoğlu kürsüye yürüdü

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu karar sonrası kürsüye yürüyerek “Korkaklar, derdiniz benimle, bu insanları serbest bırakın. Sizi dört kez yendim, yine yeneceğim” dedi.
Davada 23 Mart’tan bu yana tutuklu bulunan İmamoğlu dahil 107’si tutuklu 407 kişi yargılanıyor.
Duruşma Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki salonda görülüyor. Yargılamayı İstanbul 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi yürütüyor.İmamoğlu kürsüye yürüdü: Korkaklar derdiniz benimle, bu insanları serbest bırakın.
İmamoğlu reddi hakim taleplerinin reddedilmesinin ardından kürsüye yürüyüp “2 bin 430 yılla yargılanan bana söz hakkı verilmiyorsa, siz yargılama yapmaya değil başka bir şey yapmaya gelmişsinizdir” dedi.
Ardından salondan “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganı yükseldi. Mahkeme heyeti salondan ayrıldı.
İBB başkanı bu sırada şunu söyledi:
“Derdiniz benimle, biraz mertliğiniz varsa bu insanları bırakın. Beni tek yargılayın. İşte bu şekilde kaçarak giderler.
Yazık bu millete, görev yapan jandarmalara. Kişi başına iki, üç jandarma düşüyor. Korkaklar, derdiniz benimle.
İnsanları evine yollayın. Dört defa yendim, beş değil, yedi defa yeneceğim.”
Tüm sanıklar İmamoğlu’nu ayakta alkışladı
Sanıklar alkışlar eşliğinde salona getirildi. Tüm sanıklar, salona giren İmamoğlu’nu ayağa kalkarak alkışladı. İmamoğlu, sanıkların arasına, orta sıraya oturtuldu.