Özgür Özel Erken Seçim İçin Bastırıyor

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel Erken Seçim ve Ara Seçim için yaptığı parti turlarına devam ediyor. Özel konu ile ilgili son yaptığı açıklamada şunları dile getirdi.

 

 

 

CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL:

“ANAYASANIN BAZI MADDELERİNDEN GÜÇ ALIP BAZI MADDELERİNİ YOK SAYDIĞI BİR ANAYASASIZLAŞTIRMA SÜRECİNE İTİRAZ EDİYORUZ”

“ERDOĞAN’IN TOPLUMDAKİ DESTEĞİNİN ORTADAN KALKTIĞININ GÖRÜLMESİNE ENGEL OLMA ÇABASIDIR; O YÜZDEN KAÇIYOR SEÇİMLERDEN”

“ERDOĞAN’IN MAÇI KAYBEDECEĞİ ZAMAN TOPU KESİP MAÇI BİTİRMEYE ÇALIŞTIĞI YERDE BİZ SAHAMIZI VE TOPU KORUYACAĞIZ, SONRA KENDİ İÇİMİZDE REKABET EDECEĞİZ”

 

“YENİ BİR ENFLASYON DALGASI YARATTILAR”

“Bildiğiniz gibi bu kısmını çok uzatmayacağım. Hem İran Savaşı ve savaşın Türkiye’de özellikle yoksul kesimlere, emekçi kesimlere, emeklilere yüklediği yeni yükler, akaryakıt fiyatlarındaki artışların büyük bir acemilikle doğrudan pompaya yansıtılması ve eşel mobil sistemindeki ÖTV kısmı bittikten sonra bu konuda, ilk kısmı da biz önermiştik biliyorsunuz, tedbir almamaları yüzünden hatta ve hatta kendileri elektrik fiyatlarına, doğalgaz fiyatlarına yüzde 25’lik faiz zamları da yaparak yeni bir enflasyon dalgasını yarattılar, iğneden ipliğe her şeye özellikle de gıdaya inanılmaz zamlar geliyor. Bu Türkiye’de artık ara seçimi konuşmadan hemen önce ifade etmem lazım ki; bir ara zammı, hem asgari ücrette hem emekli maaşlarında mutlaka bir düzenlemenin yapılıp daha üç ayda yüzde 10 ve bir yıllık hedef yüzde 16’yken neredeyse dört ayda bu hedefi tüketecek bir noktadayız. Bunun için dünyadaki bütün demokrasiler toplumun kırılgan kesimleri için tedbirler alıyorlar. Bu konudaki yaklaşımımızı ve Ekonomi Eşgüdüm Konseyimizin önerilerini içeren raporumuzu kendilerine takdim ettik. Buradan bu ara zam konusunun da bir kez daha altını kalın kalın çizmiş olalım.”

“ANAYASASIZLAŞTIRMA SÜRECİNE İTİRAZ EDİYORUZ”

“Siyasi Etik Yasası konusunda daha önce ifade ettiğimiz kapsamda kimseyi dışarıda bırakmadan ve bilhassa belediye başkanlarının da belediye meclis üyelerinin de siyasi parti liderlerinin de milletvekillerinin de bakanların da Cumhurbaşkanının da mal varlığını açıkladığı ve izah ettiği bir düzenlemeye ihtiyaç var. Bu konuda bir kez daha Meclis gündemine bunu taşıyacağız. Bu konuda da karşılıklı ve birbirini destekleyen görüş alışverişinde bulunduk. Ara seçim maddesi, teşekkür ediyoruz. Zaten hepimiz bir toplum sözleşmesine bağlıyız, anayasaya bağlıyız. Anayasaya birilerinin uyup birilerinin uymadığı bir ikili hukuk sisteminde, ikili yaklaşımda ya da anayasanın bazı maddelerinden güç alıp bazı maddelerini yok saydığı bir anayasasızlaştırma sürecine hep birlikte itiraz ediyoruz. Siz anayasanın bir maddesi gereğince Cumhurbaşkanlığı yapacaksınız, bir maddesi gereğince Meclis seçimleri yapılacak. Bir sonraki maddesi gereğince ‘yapılsın’ denen ara seçimlere ‘İşime gelmiyor, ben bu ara seçimi yapmayacağım’ diyeceksiniz. Bunun iler tutar hiçbir tarafı yoktur.”

“BU MİLLETİN SİZE OY VERDİĞİ GÜNKÜ GÜÇTE OLSANIZ SEÇİMİ YAPMAZ MISINIZ?”

“Şu anda buradan bir kez daha hatırlatalım. Hatay ki Hatay’ın durumu Can Atalay tarafından tartışmalıdır. Bizce Hatay’da milletvekilliği boşalmamıştır, milletvekili Silivri’de haksız, hukuksuz, anayasaya ve Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı şekilde tutulmaktadır. Ama diyelim ki Hatay, sonra Afyon, ardından Kırıkkale, ardından Kastamonu, Adıyaman, Kocaeli ve İstanbul birinci bölge. Buradaki seçmenlerin seçtiği milletvekilleri boşaldı, üstünden de 30 aydan fazla süre geçti. Ve buraları Meclis alacağı bir ara seçim kararıyla doldurmakla yükümlü, anayasa bunu tartışmasız şekilde yazmış. Zaten buna itiraz eden kimse de yok. Bu seçim bölgelerinde son seçimde AK Parti birinci parti. Yani 2023’teki bu milletin size yetki verdiği seçimdeki gücünü koruyorsanız, sekiz tane milletvekilliği var önünüzde. Neden yapmıyorsunuz ara seçimi? Ara seçimi yapıp 7 - 8 milletvekilini katın, hatta bir milletvekili bile istifa ettiremez durumdasınız, bakan yapmak için, 18 bakan Meclis’te tam komisyon sayılarından dolayı ucu ucuna geldi diye ‘Mahsur kaldı’ diyordunuz bakanlarınız. Sekiz milletvekili seçimi yapıp birinci parti olsanız, bu milletin size oy verdiği günkü güçte olsanız yapmaz mısınız? İşte bu yüzden seçim kazanacakken sandık var, ‘Kaybediyorsam ben sandığı tanımam. Sandıktan çıkan Ekrem İmamoğlu’nu içeri atarım, belediye başkanlarını içeri atarım, sandıktan çıkmayacaksam ben o seçimden kaçarım.’ Bunun Adalet ve Kalkınma Partisi’ne geçmişte oy vermiş seçmenler tarafından en net şekilde görülmesi gerekiyor. Milletin dediği olur, millet kime yetki verdiyse olur, milletten kaçılmaz. ‘Sen bir oy vereceksin, beş yıl kenara çekileceksin’ düzeni demokrasi değildir. O yüzden de bu yapılacak olan ara seçimler, Erdoğan’ın kaçtığı ara seçimler aslında milletin geçmişte ‘Mülakatı kaldıracağım’ diye o isteyen, ‘Yılda dört kez asgari ücreti zamlayacağım’ diye o isteyen, ‘Enflasyonu tek haneye indireceğim’ diye oy isteyen Erdoğan’ın toplumdaki desteğinin tamamen ortadan kalktığının görülmesine engel olma çabasıdır. O yüzden kaçıyor seçimlerden. Biz de o yüzden seçimleri istiyoruz. Ayrıca konuştuğumuz tüm konularda partiler arası diyaloğun, işbirliğinin, eşgüdümün sürmesi gerektiği noktasında ve bütün muhalefetin ortaklaştığı toplumun temel talepleri noktasında hep birlikte bütünleşik bir mücadeleyi sürdürme konusunda da karşılıklı görüş alışverişleri yaptık. Bu konuda mutabık olduğumuzu ifade etmeliyim. SOL Parti’yi buradaki değerli Genel Başkanları, yöneticileri şahsında bütün SOL Parti ailesini de saygıyla selamlıyoruz. 19 Mart darbesinde meydanlarda ve her fırsatta kurdukları her sözde bu darbeye karşı göstermiş oldukları büyük dayanışma içinde ayrıca teşekkür ediyorum.”

“ÖNCE DEMOKRASİYİ SAVUNACAĞIZ, SONRA REKABET YAPARIZ”

Açıklamanın ardından Genel Başkan Özel, “Dünyadaki belirsizliklerle de birlikte bugün siyasetin rekabetten çok ortağın sorumluluk üzerinde yeniden şekilleneceği bir dönemin habercisi olabilir mi bugünkü temasımız?” şeklindeki soru üzerine şunları söyledi:

“Olabilir, tam olarak da bunu söylüyoruz. Önümüzdeki seçimler otokrasi ile demokrasi arasında tercihin yapılacağı seçimler olacak. Şüphesiz ki birbirinden çok farklı programları olan, Türkiye’yi yönetme tahayyülleri birbirinden farklı olan ama ortak noktası gücünü sandıktan ve demokrasiden alan siyasi partiler olarak; sandığı kaçırmaya ya da sandığı anlamsızlaştırmaya, Türkiye’deki seçimleri demokrasinin olmadığı ülkelerdeki göstermelik seçimlere dönüştürmeye, rakibini hapse atarak olur, rakibi olan siyasi partilerin kurumsal yapılarına saldırarak olur ya da haber yazan gazeteci tutuklayarak, tepki gösteren veya eleştiride bulunan öğrenciyi haksız yere aylarca cezaevlerinde tutarak olur; demokrasiyi askıya alan bir anlayışa karşı hep birlikte önce demokrasiyi savunacağız. Eğer demokrasi dediğimiz, siyasi partiler arası rekabet dediğimiz şey çok kaba bir tabirle futbol sahasında oynanan bir oyun ise Tayyip Erdoğan’ın golü kendi attığında ve maçı kendi kazandığında oynadığı, kaybedeceği zaman elinde bıçakla topu kesip maçı bitirmeye çalıştığı bir yerde biz sahamızı ve topumuzu koruyacağız. Sonra kendi içimizde rekabet yaparız.”