Su Yaşam Alanlarına Ulaşmadan Kayboluyor

Türkiye’de Her 3 Damla Sudan 1’i Yaşam Alanlarına Ulaşmadan Kayboluyor.

Türkiye’de suyun önemli bir bölümü, altyapı yetersizlikleri ve depolama sistemlerindeki sorunlar nedeniyle kullanıcıya ulaşmadan kayba uğruyor; bu durum hem su kaynaklarını tehdit ediyor hem de sağlık ve yapı güvenliği açısından ciddi riskler oluşturuyor.

22 Mart Dünya Su Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Ekomaxi Genel Müdür Yardımcısı Ömer Bera Yağız, suyun güvenliği için yapılması gerekenlere dikkat çekti.

Suyun yaşam alanlarımıza ulaşana kadar kalitesini ne ölçüde korunduğunu ve ne kadarının yolda kaybolduğunu bilmiyoruz. Türkiye’de suyun yaklaşık %35’i altyapı sorunları ve depolama sistemlerindeki yetersizlikler nedeniyle henüz kullanıcıya ulaşmadan kayba uğruyor. Üstelik bu kayıplar yalnızca bina içi tesisatlar ve depolarla sınırlı kalmıyor. Belediyeler ve su idareleri tarafından kullanılan betonarme su depolarında oluşan çatlaklar ve sızıntılar da ciddi miktarda su kaybına neden oluyor. Bu durum, hem ülke ekonomisi hem de sürdürülebilir su yönetimi açısından büyük bir tehdit oluşturuyor.

Sağlık sorunlarına neden oluyor

Betonarme depolarda oluşan mikro çatlaklar, aynı zamanda suyun dış etkenlerle temas etmesine yol açarak; bakteri, yosun ve diğer zararlı oluşumlar için uygun bir ortam hazırlıyor. Bu da mide ve bağırsak enfeksiyonlarından bağışıklık sistemi problemlerine kadar uzanan sağlık sorunlarını beraberinde getirebiliyor. Öte yandan fark edilmeyen su kaçakları, binaların temelinde nem, küf ve zamanla yapısal hasar oluşmasına da neden olabiliyor.

Su kayboluyor, kalitesi bozuluyor, yapılar zarar görüyor

22 Mart Dünya Su Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Ekomaxi Genel Müdür Yardımcısı Ömer Bera Yağız, suyun güvenliği için yapılması gerekenlere dikkat çekti:

“Türkiye’de suyun önemli bir bölümü şebekeye verildikten sonra kayboluyor. Bu kayıplar yalnızca bina içindeki depolarda değil, belediyelerin kullandığı betonarme su depolarında da meydana geliyor. Depremler nedeniyle statik taşıyıcılığını kaybeden betonarme su depolarında zamanla çatlama ve sızdırma problemleri oluşabiliyor. Bu durum su kaybının yanı sıra binalarda yapısal hasar oluşmasına ve suyun dış etkenlere açık hale gelmesine neden oluyor.

Belediyeler yeni nesil çözümlere yöneliyor

Geleneksel depolama yöntemlerinin yarattığı bu sorunları ortadan kaldırmak amacıyla belediyeler, su ve kanalizasyon idareleri ile apartman ve site yönetimleri, alternatif sistemlere yöneliyor. Yenilikçi ve çevreci bir teknoloji olan GRP su depoları, bu noktada öne çıkan çözümler arasında yer alıyor. Gelişmiş ülkelerde uzun yıllardır yaygın olarak kullanılan bu sistemler, Türkiye’de de giderek daha fazla tercih ediliyor.”

“GRP depolar suyun yapısını koruyor, kayıpları önlüyor”

GRP su depolarının teknik avantajlarına da dikkat çeken Yağız, sözlerini şöyle sürdürdü:

“GRP su depolarını, yüksek mühendislik malzemesi olarak tanımlanan ve SMC (Cam elyaf takviyeli kompozit) olarak adlandırılan özel bir malzeme ile üretiyoruz. Bu yapı sayesinde depolar yüksek mukavemet gösterirken, düşük ısı iletkenliği sayesinde aşırı sıcak ve soğuk hava koşullarından minimum düzeyde etkileniyor. Böylece hem sızıntıları önlüyoruz hem de suyun içerisinde yosun, mantar ve bakteri oluşumunu engelleyerek hijyenik yapının korunmasını sağlıyoruz.” dedi.