Takım Tezgâhlarında Büyüme Alanları Dönüşüyor
Tezmaksan, savunma ve havacılık odaklı büyümesini hızlandırıyor.
Takım tezgâhları sektöründe, son iki yıldır yaşanan daralmaya rağmen siparişlerde yeniden artış sinyalleri görülüyor. Otomotiv yan sanayinin sektördeki payı yüzde 50’den yüzde 35’e gerilerken, savunma ve havacılık sektörlerinin payı yüzde 50’nin üzerinde seyrediyor. Üretim tarafındaki bu dönüşüm, sanayide otomasyon yatırımlarını hızlandırırken; şirketler daha az operatörle daha verimli üretim yapabilecek sistemlere yöneliyor. Türkiye’de sanayileşmeden dijitalleşmeye kadar birçok alanda öncü rol üstlenen Tezmaksan, geliştirdiği otomasyon sistemleri, MES altyapıları ve kiralama modeliyle sunduğu yeni nesil çözümlerle sektörün dönüşümüne yön veriyor.
Küresel ölçekte yaşanan ekonomik daralma ve üretim maliyetlerindeki artış takım tezgâhları sektörünü doğrudan etkiliyor. 2021 yılında 2 milyar dolarla tarihi zirvesine ulaşan takım tezgâhları sektöründe, 2025’te üretim yüzde 8 düşüşle 780 milyon dolar, ihracat yüzde 3 düşüşle 670 milyon dolar, ithalat ise yüzde 7 düşüşle 1,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti; takım tezgâhları kullanım oranı ise yüzde 10 düşüşle 1.6 milyar dolar oldu. Sektörün 2026’nın ikinci yarısından itibaren yeniden toparlanma sürecine gireceğini beklediklerini ifade eden Tezmaksan Grup CEO’su Hakan Aydoğdu, özellikle savunma ve havacılık sektörlerinden gelen talebin üretim tarafındaki hareketliliği artırdığını ve sanayide artık daha düşük yatırımla daha yüksek verimlilik sağlayan otomasyon sistemlerinin öne çıktığını söyledi.
“Svunma ve havacılık sektörlerinin toplam payı yüzde 50’nin üzerinde”
Üretim tarafında yaşanan değişimin geçici değil, kalıcı bir dönüşüm olduğuna dikkat çeken Aydoğdu, “Özellikle savunma ve havacılık sektörlerinden gelen talepler takım tezgâhları sektöründe dengeleri değiştiriyor. Uzun yıllardır sektörün en büyük müşterisi olan otomotiv yan sanayi, toplam üretimin yaklaşık yüzde 50’sini oluşturuyordu. Son dönemde otomotiv tarafında yaşanan yavaşlamayla birlikte bu oran yüzde 35 seviyelerine geriledi. Avrupa otomotiv sektöründe yaşanan daralma ve üretim tarafındaki yavaşlama, Türkiye’deki yan sanayiyi de doğrudan etkiledi. Ortaya çıkan boşluğu ise, savunma ve havacılık sektörleri doldurdu. Bugün bu iki sektörün toplam payı yüzde 50’nin üzerine çıktı. Jeopolitik gelişmeler her ne kadar küresel ölçekte belirsizlik yaratsa da savunma ve havacılık gibi stratejik sektörlerde yeni bir talep dalgası oluşturuyor” dedi.
“Siparişlerde toparlanma başladı”
2026’nın ilk aylarında sektör verilerinde yaklaşık yüzde 10’luk daralma görüldüğünü belirten Aydoğdu, “Buna rağmen üretim tarafında yeniden hareketlenme başladığını, sektör içinde siparişlerde artış olduğunu gözlemliyoruz. Sipariş ile faturalama arasında yaklaşık 5-6 aylık bir süre bulunuyor. Bu nedenle iyileşmenin etkilerini özellikle yılın ikinci yarısında, eylül ayı sonrası daha net göreceğimizi düşünüyoruz. 2023’teki sert düşüşün ardından artık düşüş trendinin sona erdiğini ve kademeli toparlanmanın başlayacağını öngörüyoruz” diye konuştu.
“Sanayide operatör eksikliği, otomasyonu zorunlu hale getirdi”
Üretim sahasında yaşanan operatör eksikliğinin artık küresel bir probleme dönüştüğünü belirten Aydoğdu, “Şirketler, daha az operatörle daha yüksek verimlilik sağlayabilecek üretim modellerine yöneldi. Bugün sadece Türkiye’de değil, dünyanın birçok ülkesinde, üretim sahasında operatör bulmak giderek zorlaşıyor. Bu nedenle sanayici artık daha fazla makine yatırımı yapmak yerine, mevcut kapasiteyi daha verimli kullanabileceği otomasyon sistemlerine yöneliyor. Türkiye, otomasyon yatırımları sayesinde daha düşük yatırım maliyetleriyle benzer üretim seviyelerine ulaşabiliyor. Dijitalleşme sürecinde önemli bir kırılma yaşayan KOBİ’ler için erişilebilir otomasyon çözümleri önümüzdeki dönemde çok daha kritik hale gelecek. Türkiye’de KOBİ’lerin yüzde 80’i dijitalleşmek istediğini ifade etse de sadece yüzde 17’si somut adım atabiliyor. Dijitalleşme günümüzde artık rekabet edebilmenin ön koşulu haline geldi. Veri üretmeyen ve ölçümlenemeyen bir üretim yapısında verimlilik artışı sağlamak mümkün değil. Bu nedenle üretimin uçtan uca izlenebilir olması gerekiyor. Bu noktada MES altyapıları, üretimin gerçek zamanlı izlenmesi ve verimlilik yönetimi açısından kritik rol oynuyor” dedi.
“Kapasitematik 2.0’ı kiralama modeliyle sunacağız”
Tezmaksan’ın geliştirdiği üretim izleme ve otomasyon çözümleriyle ilgili de bilgiler veren Aydoğdu, “Yatırım maliyetlerini azaltacak yeni modeller üzerinde çalışıyoruz. 5G ve yapay zekâ destekli Kapasitematik 2.0 yazılımımızın çalışmaları devam ediyor. Bu ürünü satış modeli yerine kiralama modeliyle sunmayı hedefliyoruz. Böylece firmalar yüksek yatırım maliyetlerine katlanmadan dijital üretim altyapısına erişebilecek. Ayrıca sürdürülebilir bir gelir modeli oluşturmayı planlıyoruz” diye konuştu.
“Türkiye hızlı, esnek ve güvenilir bir üretim merkezi olmaya devam ediyor”
Türkiye’nin üretim gücü ve coğrafi avantajıyla küresel tedarik zincirlerinde stratejik konumunu koruduğunu belirten Tezmaksan Grup CEO’su Hakan Aydoğdu, şu ifadeleri kullandı: “Nearshoring eğiliminin güç kazanmasıyla birlikte Türkiye; Avrupa başta olmak üzere çevre ülkeler için hızlı, esnek ve güvenilir bir üretim merkezi olmaya devam ediyor. Çin’den Körfez ülkelerine kadar birçok pazar açısından Türkiye vazgeçilmez üretim üslerinden biri konumunda” dedi.
“Sivas’taki fabrikamızda üretimi yüzde 20 artırdık”
Tezmaksan’ın büyüme planlarına da değinen Aydoğdu, “İstanbul’daki üretim tesisimizi Sivas’a taşıma kararı aldık. Sivas’taki fabrikamızda üretimi yüzde 20 artırdık ve ihracat payımızı büyütüyoruz. Bugün 40 ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Robot Teknolojileri şirketimizin gelirlerinin %50’sini dış pazarlardan elde ediyoruz. Amerika, Avrupa ve İngiltere mevcut güçlü pazarlarımız arasında yer alıyor. İskandinav ülkeleri, Güney Amerika ve Uzak Doğu ise yeni hedef pazarlarımız arasında bulunuyor” dedi.