Türkiye'de Kronik Miyeloid Lösemi Araştırması

Türkiye'de Kronik Miyeloid Lösemi araştırması: Hasta ve hekimlerin tedavi öncelikleri farklılaşabiliyor.

 

 

 

Kronik Miyeloid Lösemi (KML), Philadelphia kromozomunun varlığı ile karakterize klonal bir miyeloproliferatif neoplazm olarak tanımlanıyor. Kronik evre KML'de yaşam beklentisi, mevcut tedavi seçenekleri sayesinde genel popülasyonunkine yakın bir seviyeye ulaşmış bulunuyor.¹ Farklı tedavi seçeneklerinin bulunması; etkinlik, güvenlilik, eşlik eden hastalıklar ve hasta tercihleri doğrultusunda bireyselleştirilmiş tedavi stratejilerine imkân tanıyor. Bununla birlikte klinik uygulamada, özellikle ilaç direnci ve intolerans nedeniyle tedavi değişimine ihtiyaç duyulabiliyor.²˒³

Türk Hematoloji Derneği tarafından Temmuz-Aralık 2024 tarihleri arasında yürütülen kesitsel anket çalışmasına 129 hematolog ve 120 hasta katıldı. Hasta ve hekim perspektiflerini karşılaştıran ve sonuçları Annals of Hematology dergisinde yayımlanan “Hem hasta hem de hekim perspektifinden kronik evre kronik miyeloid lösemi yönetimi üzerine bir araştırma” (A survey on the management of chronic myeloid leukemia in chronic phase from the perspectives of both patients and physicians)⁴ başlıklı çalışma; KML yönetiminde hasta-hekim iletişimi, tedaviye uyum ve psikososyal destek alanlarında dikkat çeken bulgular ortaya koyuyor.

Yaşam beklentisi genel popülasyona yaklaşırken hasta ve hekim öncelikleri farklılaşıyor

Araştırmaya göre, mevcut tedavi seçenekleri ile kronik evre KML hastalarının yaşam süresi genel popülasyonunkine yakın bir düzeye ulaşırken, tedavi hedefleri yalnızca hayatta kalmakla sınırlı kalmıyor; güçlü tedavi yanıtı ve uzun vadeli yaşam kalitesi de tedavi sürecinin önemli unsurları arasında yer alıyor.

Araştırma, hasta ve hekimlerin tedavi sürecindeki önceliklerinin bazı alanlarda farklılaştığını da gösteriyor. Hastalar tedavinin başlangıcında ve tedavi değişimlerinde hastalığın gidişatı, günlük yaşam üzerindeki etkileri ve tedavi etkinliğine odaklanırken; hekimlerin öncelikleri arasında tedavi güvenliliği ve yan etkilerin yönetimi öne çıkıyor.
 
Her beş hastadan biri ilacını düzenli kullanmıyor

Araştırmaya katılan hastaların yüzde 21'i ilacını düzenli kullanmadığını bildirirken bunun en yaygın nedeninin yüzde 52 ile “unutkanlık” olduğu belirtiliyor. Hastaların yüzde 80'inin ilacını düzenli kullanmadığı bilgisini hekimleriyle paylaştığı görülüyor.

Araştırma ayrıca tedavi değişimlerinin yüzde 43 oranında yan etkiler, yüzde 42 oranında ise etkililik kaybı nedeniyle gerçekleştiğini; bu süreçte hastaların yüzde 32'sinin kaygı ve korku yaşadığını ortaya koyuyor.
Çalışmanın dikkat çeken bulgularından biri de psikolojik ve sosyal destek ihtiyacına ilişkin. Hastaların yüzde 91'i tanı ve tedavi süreçleri boyunca psikososyal destek almadığını belirtiyor. Araştırmaya göre hasta takipleri ortalama 10 dakika sürüyor ve 2-3 ayda bir gerçekleştiriliyor. Bulgular, sınırlı görüşme süresi içinde hastaların bilgi ve destek ihtiyaçlarının karşılanabilmesi açısından yapılandırılmış hasta-hekim iletişiminin rolüne işaret ediyor.

“Hastaların yalnızca daha uzun değil, daha iyi yaşamalarına katkı sağlamayı hedefliyoruz”

22 Eylül Dünya KML Günü ve Eylül Ayı Kan Kanserleri Farkındalık Ayı kapsamında, çalışmanın sonuçlarını değerlendiren Novartis Türkiye Ülke Başkanı Serkan Barış, “Novartis olarak 20 yılı aşkın süredir hematoloji alanında tıbbı yeniden tasarlamak ve hastaların yaşamlarını iyileştirmek için çalışıyoruz. Araştırmanın ortaya koyduğu bulgular, kronik miyeloid lösemi yönetiminde tedavi başarısının yalnızca klinik sonuçlarla değil; hastaların yaşam kalitesi, tedavi deneyimi ve destek ihtiyaçlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Hematoloji hastaları için etkili ve yaşam kalitesini koruyan tedaviler geliştirmek amacıyla tüm paydaşlarımızla iş birliği yapıyoruz. Hastaların yalnızca daha uzun değil, daha iyi yaşamalarına katkı sağlamak ve hematolojinin geleceğini şekillendirmek için yenilikçi tedaviler ve hasta odaklı çözümler üzerinde çalışmayı sürdüreceğiz” dedi.

KML tedavisinde elde edilen gelişmeler yaşam beklentisini önemli ölçüde artırırken, araştırmanın bulguları tedavi yolculuğunda klinik sonuçların yanı sıra hasta deneyiminin de dikkate alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Hasta ve hekim önceliklerini görünür kılan çalışma; iletişim, tedaviye uyum ve psikososyal desteğin KML yönetimindeki rolüne dikkat çekiyor.

Kaynaklar
1-Jabbour E. Chronic myeloid leukemia: First-line drug of choice. American Journal of Hematology. 2016;91:59–66.
2-Gambacorti‐Passerini C, Chen C, Davis C, Sen GP, Guyan C, Hehlmann R, et al. Treatment patterns and clinical outcomes of tyrosine kinase inhibitors in chronic‐phase CML in clinical practice: 3‐year European SIMPLICITY data. Eur J Haematol. 2021;106:82–89.
3-Busque L, Beaudet M-É, Harnois M, Moussa H, Szuber N, Mollica L, et al. Switching TKIs during CML therapy is frequent, mostly driven by intolerance, and does not affect survival: a prospective Quebec registry study. Blood Cancer J. Nature Publishing Group; 2025;15:35.
4-Eşkazan A.E., Yaman S., Yıldız A. et al. A survey on the management of chronic myeloid leukemia in chronic phase from the perspectives of both patients and physicians. Ann Hematol. 2026;105(9):395.