Türkiye’nin Cevapsız Dosyası

104 Bin Çocuk, Bir Doğumevi, Epstein ve Organ Ticareti: Türkiye’nin Cevapsız Dosyası

Türkiye’de yıllardır kayıp çocuklar konuşuluyor. Köle ve Kölecikler – Zihnin Sessizce Ele Geçirilişi kitabının yazarı Ümit Aydın ise birbirinden bağımsız görünen bazı dosyaları yan yana getirerek soruyor: Türkiye’de kaybolan çocukların kaçı hâlâ bulunamadı ve çocukların yurtdışına çıkarıldığına ilişkin iddialar neden bütünlüklü biçimde araştırılmıyor?

Kitapta yer verilen verilere göre, 2008–2016 yılları arasında 104 bin 531 çocuk hakkında kayıp müracaatı yapıldı. 10 Şubat 2026’da İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez de TBMM’de bu rakamı gündeme getirerek bunların ne kadarının bulunduğunun ve sonraki yıllarda kaç çocuğun kaybolduğunun belli olmadığını söyledi. Çömez ayrıca geçmişte bir çocuk yuvasında 33 çocuğun kaçırıldığını tespit ettiğini ileri sürdü; Epstein dosyası ile 6 Şubat deprem bölgelerindeki çocukların araştırılmasını istedi.

Kitap ardından Adana Meydan Doğumevi dosyasına uzanıyor. İş insanı Aslan Menderes Yaşar, 1978–1995 arasında çok sayıda bebeğin ailelerinden koparıldığını, bazılarının başka ailelere verildiğini, bazılarının ise yurtdışına çıkarıldığını ileri sürdü. İddialarda adı geçen kişiler suçlamaları reddetti.

Bu zincirin en yakın tarihli halkalarından biri Yenidoğan Çetesi. İddianameye göre bebekler bağlantılı özel hastanelere yönlendiriliyor, yoğun bakım süreleri uzatılıyor ve sağlık durumları olduğundan ağır gösterilerek daha yüksek kazanç sağlanıyordu.

Ardından Jeffrey Epstein dosyası geliyor. Türkiye bağlantıları ve Türkiye’den çocukların yurtdışına götürülmüş olabileceğine ilişkin iddialar TBMM’de dahi araştırılması istenen konular arasında.

Dosyanın belki de en şaşırtıcı halkası ise Boris Wolfman ve Rabin Medical Center. Uluslararası organ ticareti suçlamaları kapsamında Interpol kırmızı bülteniyle aranan Wolfman, 2015’te İstanbul’da yakalandı. Daha sonra serbest kaldı ve Türkiye’de şirket kurarak faaliyetlerini sürdürdü.

Köle ve Kölecikler burada dikkat çekici bir kesişmeye işaret ediyor: Wolfman ve organ ticareti dosyalarında adı geçen Rabin Medical Center’ın sağlık ekibi, 6 Şubat 2023 depremlerinin hemen ardından Türkiye’ye geldi. Kitap depremzedelerden organ alındığını gösteren bir delil bulunduğunu ileri sürmüyor; fakat geçmişteki bağlantılar nedeniyle bu durumun araştırılması gerektiğini savunuyor.

Ümit Aydın’ın bütün bu dosyaları yan yana getirerek sorduğu sorular ise kısa:

Yenidoğan Çetesi yıllarca nasıl faaliyet gösterebildi?

Epstein’ın uluslararası ağı Türkiye bağlantılarında nasıl bu kadar rahat hareket edebildi?

Boris Wolfman, hakkındaki uluslararası organ ticareti suçlamalarına rağmen Türkiye’de nasıl şirket kurabildi?

Rabin Medical Center, 6 Şubat depreminin hemen ardından Türkiye’de neden yeniden karşımıza çıktı?

Farklı dosyalar. Farklı yıllar. Farklı isimler.

Ama aynı soru: Bu rahatlık nasıl mümkün oldu?