Wellbees’ten ‘kaliteli uyku’ önerileri
Wellbees’ten çalışanlara ve şirketlere özel ‘kaliteli uyku’ önerileri
Uykudan feragat etmek iş hayatını
%90’a kadar olumsuz etkileyebiliyor
Modern hayatın bir sonucu olarak özellikle zamanın yetmediği durumlarda ilk olarak uykudan vazgeçiliyor. Oysaki fedakarlık yapılabilecek bir alışkanlık gibi görülen uyku, fiziksel ve zihinsel sağlık açısından hayati bir rol oynuyor. Wellbees psikolojik destek danışmanlarından Uzman Klinik Psikolog Neris Başkan Tüzer, düşük uyku kalitesinin kişisel sağlığın yanı sıra iş hayatındaki verimliliği de %90’a kadar olumsuz etkilediğine dikkat çekerek hem çalışanlara hem de şirketlere yönelik önerilerde bulundu.
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre uyku bozuklukları, depresyon ve anksiyete gibi ruhsal durum bozukluklarının hem nedeni hem de sonucu olabiliyor. Uyku Vakfı’nın (Sleep Foundation) araştırmasına göre ise uyku kalitesi ortalamanın altında olan bireylerin %46’sı ruh sağlığını kötü veya çok kötü olarak değerlendiriyor. Dolayısıyla uyku kalitesi ruh halimizi direkt olarak olumlu veya olumsuz etkileyebiliyor. Kurumsal esenlik çözümü Wellbees’in psikolojik destek danışmanlarından Uzman Klinik Psikolog Neris Başkan Tüzer, bu yıl 13 Mart’a denk gelen Dünya Uyku Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, uyku kalitesinin iş hayatına etkileri hakkında bilgi verdi.
“Bir saat daha az uyumak bile verimliliği düşürüyor”
Uyku kalitesinin iş performansı üzerindeki etkilerine ve bu alandaki araştırmalara değinen Tüzer, “Yoğun tempo, stres, sürekli artan verimlilik ve performans beklentileri modern iş hayatının ayrılmaz bir parçası haline geldi. Ancak bu unsurlar üzerine çokça konuşulurken uyku çoğu zaman göz ardı ediliyor. Halbuki son yıllarda yapılan araştırmalar, uykunun iş performansı üzerindeki etkisini açıkça ortaya koyuyor. Farklı sektörleri kapsayan bir araştırma, bir hafta boyunca günde yalnızca bir saat daha az uyuyan çalışanların performansının %9 oranında düştüğünü gösteriyor. Yazılım sektöründe yapılan benzer bir çalışmada ise uyku eksikliğinin yazılımcıların performansını %50’ye varan oranlarda düşürebildiği görülüyor. ABD Ulusal Uyku Vakfı’nın çalışmalarına göre ise kaliteli uyku, iş performansını %90 oranında doğrudan etkiliyor. Kısacası uyku, bireysel sağlığın yanı sıra kurumsal verimlilik açısından da kritik bir rol oynuyor. Daha iyi bir uyku; daha verimli, daha dikkatli ve hata oranı daha düşük bir çalışma performansını beraberinde getiriyor” dedi.
“Erkekleri uzun çalışma saatleri, kadınları ev-iş yükümlülükleri etkiliyor”
Wellbees’in dünya genelindeki 250 bini aşkın kullanıcısının verilerine göre 2025 yılında kadın çalışanların uyku kalitesi 5 üzerinden 3.88, erkek çalışanlarınki 4.30 oldu. Uyku ve verimlilik konusunda kadınlar ve erkekler arasında farklılıklar bulunduğunu ifade eden Tüzer, “Araştırmalar, uzun çalışma saatlerinin erkeklerde uykusuzluğa daha fazla yol açtığını gösteriyor. Buna karşın kadınlarda özellikle gece vardiyaları ve çifte sorumluluk olarak ifade edilen hem iş hem de ev içi yükümlülüklerin birleşmesi uyku kalitesini önemli ölçüde düşürebiliyor. Avustralya’da yapılan bir araştırmaya göre genel olarak haftalık 42 saatin üzerindeki çalışma süreleri uyku verimliliğini olumsuz etkiliyor. Bu oran kadınlarda yine çifte sorumluluk nedeniyle 36 saate kadar düşebiliyor” diye konuştu.
Çalışanlar ne yapabilir?
Tüzer, uyku kalitesini artırmak için bireysel düzeyde atılabilecek basit ama etkili adımları şöyle sıraladı:
1- Düzenli uyku saatleri oluşturmak ve bu rutine mümkün olduğunca sadık kalmak, sirkadiyen ritmimizi (vücut saati) düzenleyerek daha kaliteli bir uykuya yardımcı olur.
2- Akşam saatlerinde kafein tüketiminden kaçınılmalıdır.
3- Uyumadan yaklaşık bir saat önce telefon, bilgisayar ve televizyon gibi ekranlardan uzaklaşmak uykuya geçişi kolaylaştırabilir.
4- Ekrandan uzaklaşılan zamanı; nefes egzersizleri, meditasyon veya sakinleştirici aktivitelerle geçirmek zihni dinlendirerek uyku kalitesini artırabilir.
Şirketler ne yapabilir?
Uyku ve verimlilik arasındaki ilişkinin kurumsal düzeyde önem taşıdığını vurgulayan Tüzer, şirketlere yönelik de şu önerilerde bulundu:
1- Esnek çalışma saatleri, çalışanların kendi biyolojik ritimlerine göre daha verimli çalışabilmelerine yardımcı olabilir.
2- Toplantıların günün çok erken saatlerine veya mesai bitimine yakın zamanlara sıkıştırılmaması, çalışanların stres seviyesini azaltabilir.
3- Dijital çağın getirdiği sürekli ulaşılabilirlik kültürüne sınır koyulabilir. Mesai saatleri dışında e-posta, mesaj ve arama beklentisinin azaltılması çalışanların dinlenme süresini koruyabilir.
4- Şirket içinde dinlenme alanları oluşturmak ve bazı kültürlerde yaygın olan kısa süreli uyku (power nap) alışkanlığını desteklemek hem çalışanların uyku kalitesini hem de genel verimliliği artırabilir.