Yapay Zekânın Bir Beyni Var

Yapay Zekânın Bir Beyni Var; Ona Bir Beden Kazandırmak İse Göründüğünden Çok Daha Zor: Yapay Zekâ Altyapısı Neden Üretim Engeline Takılıyor?

 

 

 

OpenAI, Meta, Anthropic ve diğer teknoloji şirketleri; kod yazabilen, problemler üzerinde akıl yürütebilen ve karşılıklı konuşma yapabilen yapay zekâ modellerine milyarlarca dolar yatırıyor; böylece yapay zekâ her geçen ay daha keskin bir beyne sahip oluyor. Ancak bir beynin bedene ihtiyacı vardır; bu beden ise veri merkezlerinden, çiplerden ve diğer yapay zekâ altyapı bileşenlerinden oluşur. Bu bedeni inşa etmek ise oldukça zorlu bir süreç; zira yapay zekâ bedeni, geleneksel araçların sağlamakta güçlük çektiği bir hassasiyet seviyesi gerektiriyor.

Gartner tarafından hazırlanan yakın tarihli bir rapora göre, yapay zekâ sağlayıcılarının bu yıl altyapıya yaklaşık 1 trilyon dolar, 2027 ile 2030 yılları arasında ise 6 trilyon dolar daha harcaması bekleniyor. Bu harcamaların büyük bir kısmı veri merkezlerindeki donanımlara gidecek: yapay zekâ çipleri ve bunların yanına yerleştirilen yüksek bant genişlikli bellekler, çiplerin üzerine monte edildiği cam tabanlar (glass substrates), binlerce çipi birbirine bağlayan fiber optik ve fotonik bileşenler ve tüm bu sistemin çalışır durumda kalmasını sağlayan soğutma teknolojileri.

Bu donanımların üretimi teknik açıdan son derece zorludur ve yıllarca sürebilen darboğazlara yol açabilir. Örneğin, "cam içi dikey bağlantılar" (through-glass vias - TGV) konusunu ele alalım. TGV'ler, camın içine açılan ve metal ile doldurulan minik deliklerdir; bunlar sayesinde elektrik sinyalleri ve güç, camın içinden dikey olarak iletilebilir. Çip üreticileri giderek daha fazla bu teknolojiye başvuruyor, ancak bunları kusursuz bir şekilde üretmek oldukça zordur. Delme işlemi sırasında camda mikroskobik çatlaklar oluşabilir veya delik boyutları birbirinden farklı olabilir. TrendForce, cam tabanlı altyapıların 2030 yılına kadar ticari ölçekte üretime geçmesini beklemiyor.

İşte tam bu noktada femtosaniye lazerler devreye giriyor. Bu lazerler, katrilyonda bir saniye süren çok kısa atımlar gönderir; bu süre o kadar kısadır ki, ısı camın çevresine yayılmaya fırsat bulamadan malzeme yüzeyden uzaklaştırılmış olur. Sonuçta, çatlak veya erime izi barındırmayan, tertemiz bir delik elde edilir; üstelik bu işlem tek bir panel üzerinde binlerce kez tekrarlanabilir.

Cam, sadece bir örnekten ibaret. Yüksek bant genişlikli bellekler, her biri insan saçından daha ince olan —birkaç on mikrometre kalınlığa kadar inceltilmiş— 12 ila 16 çipin üst üste istiflenmesiyle oluşturulur; bu çipler mekanik testerelerle kesildiğinde kolayca çatlayabilir. Diğer taraftan, yapay zeka devre kartları, matkap uçlarını hızla aşındıran sert ve düşük kayıplı malzemelerden üretilir.

Birlikte paketlenmiş optik sistemler (co-packaged optics), optik bağlantıları doğrudan işlemcinin yanına getirebilmek için camın içinde mikroskobik ışık yönlendirme kanallarına ihtiyaç duyar. Çipler ısındıkça, mühendisler cam ve silikonun içine soğutma kanalları entegre ederek sıvının en sıcak noktaların yakınından akmasını sağlarlar.

Her iki durumda da femtosaniye lazerler, geleneksel araçların zorlandığı işlemleri —insan saçından daha ince olan yonga plakalarını (wafer) kesmek veya sert levha malzemelerinde son derece hassas delikler açmak gibi— başarıyla gerçekleştirebilir.

Yapay zekanın "bedeni", cebimizdeki cihazlara —akıllı telefonlara, dizüstü bilgisayarlara ve akıllı gözlüklere— kadar uzanır; bu cihazlar giderek daha fazla yapay zeka modelini kendi üzerlerinde çalıştırır. Femtosaniye lazerler; ekran koruyucu camların, kamera lenslerinin ve ekran bileşenlerinin çatlak oluşmadan kesilmesini sağlayarak bu cihazların üretimine katkıda bulunur. Yapay zekanın ötesinde, bu yeni nesil lazerler göz cerrahisinde korneayı yeniden şekillendirmekten başka pek çok alanda da kullanılır. Ancak çoğu femtosaniye lazer, kökeni bilimsel laboratuvar cihazlarına dayandığı için seri üretimleri oldukça zordur.

LITILIT olarak, bu boşluğu doldurmak için yola çıktık. Lazer mimarimiz, biri Litvanya Fiziksel Bilimler ve Teknoloji Merkezi (FTMC) ile birlikte geliştirilen iki patentle korunmaktadır. Sistemimiz, en başından itibaren endüstriyel üretime uygun olarak; modüler tasarım, azaltılmış bileşen karmaşıklığı ve yüksek otomasyon seviyesiyle tasarlanmıştır. Bu sayede, Vilnius'taki yeni fabrikamızda tam kapasiteyle yılda 3.000 lazer üretebileceğiz; benzer bir üretim modelini başka ülkelerde de hayata geçirmeyi planlıyoruz.

Yapay zekanın "beyni" yazılım laboratuvarlarında inşa edildi. "Bedeni" ise fabrika zeminlerinde, her seferinde bir mikroskobik delik açılarak ve tek bir çatlak bile oluşturmadan yapılan kesimlerle inşa ediliyor. Yapay zekanın bundan sonraki büyüme hızı, hassas üretim süreçlerinin ne kadar hızlı ölçeklenebileceğine bağlı olacaktır.

Yazan: Nikolajus Gavrilinas

Nikolajus Gavrilinas, LITILIT kurucu ortağı ve CEO'su. (Kaynak: LITILIT)