Yeni Eğitim Yılı Başlarken

Yeni eğitim yılı başlarken: Çocukların okula dönmesi kadar okula devam edebilmesi de önemli

Save the Children Türkiye'nin İstanbul, Hatay ve Adıyaman'da yürüttüğü iki araştırma, çocukların eğitimden uzaklaşmasının çoğu zaman tek bir nedene bağlı olmadığını gösteriyor. Ekonomik zorluklar, ulaşım sorunları, öğrenme kayıpları, psikososyal güçlükler, zorbalık ve sosyal dışlanma gibi etkenler, çocukların okulla bağını zaman içinde zayıflatabiliyor.

Yeni eğitim öğretim yılı başlarken Save the Children Türkiye, çocukların yalnızca okula erişebilmesinin değil; eğitimlerine düzenli biçimde devam edebilmelerinin, okulda kendilerini güvende ve ait hissedebilmelerinin de önemine dikkat çekiyor.

 “Hatay ve Adıyaman'da Okul Dışı Kalmış ve Okuldan Ayrılma Riski Altındaki Çocuklar Araştırması”[1], Şubat 2023 depremlerinin ardından eğitim altyapısı ve hizmetlerinin yeniden tesis edilmesine yönelik önemli çalışmalar sürerken, bazı çocuklar ve aileler için eğitime düzenli katılımı etkileyen güçlüklerin devam edebildiğine işaret ediyor.

Araştırmada okulla ilişkili giderler ekonomik engeller arasında öne çıkarken ulaşım maliyetleri ve mesafe, psikososyal güçlükler, öğrenme kayıpları, mevsimlik tarım işçiliği ve sosyal dışlanma da eğitime devamlılığı etkileyebilen faktörler arasında yer alıyor.

Bulgular, özellikle 14–17 yaş grubundaki çocukların okuldan uzaklaşma açısından daha yüksek risk taşıyabildiğini gösteriyor. Ekonomik baskılar, öğrenme açıkları, ulaşım güçlükleri ve geçim faaliyetlerine katılım gibi etkenlerin bir araya gelmesiyle artan devamsızlık, zaman içinde öğrenme kayıplarını derinleştirerek çocukların motivasyonunu, özgüvenini ve okulla bağını zayıflatabiliyor.

Bu çerçevede, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 2025 yılında başlatılan Eğitime Katılım ve Devamsızlığı İzleme Projesi (EKİP)[2], devamsızlık ve okuldan ayrılma risklerinin erken tespit edilmesi ve çocukların eğitime devamlarının desteklenmesi açısından yürütülen önemli çalışmalardan biri olarak öne çıkıyor. Araştırma bulgularımız da erken uyarı, zamanında destek ve yönlendirme mekanizmalarının güçlendirilmesinin çocukların eğitimle bağlarının korunmasındaki önemine işaret ediyor.

Güvenli okul yalnızca fiziksel güvenlik anlamına gelmiyor
İstanbul'un Sultanbeyli ve Avcılar ilçelerindeki dört devlet okulunda gerçekleştirilen “Güvenli, Kapsayıcı ve Dayanıklı Okullar Araştırması”[3] ise çocukların okulda kendilerini güvende hissetmesinde fiziksel koşullar kadar sosyal ilişkilerin ve aidiyet duygusunun da belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.

Çocukların, ebeveynlerin ve öğretmenlerin deneyimleri, okulda güven duygusunun sosyal ilişkilerden de etkilendiğini gösteriyor. Zorbalık ve ayrımcılık, akran ilişkileri, aidiyet duygusu ve yetişkinlerin çocukların sorunlarına yaklaşımı, güvenli bir okul ortamının önemli unsurları arasında yer alıyor. Araştırma özellikle zorbalığın, çocukların aidiyet duygusunu ve eğitimle kurdukları ilişkiyi etkileyebildiğine dikkat çekiyor. 

Bulgular aynı zamanda öğretmenlerin iyi olma halinin ve okul içindeki destek kapasitesinin, güvenli ve kapsayıcı öğrenme ortamlarının sürdürülebilmesinde önemli bir rol oynadığını gösteriyor. Öğretmenlerin çocukların ihtiyaçlarını erken fark edebilmesi, zorbalık ve dışlanma karşısında destekleyici yaklaşımlar geliştirebilmesi ve gerektiğinde uygun hizmetlere yönlendirme yapabilmesi için okul içi destek sistemleri ile kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi önemini koruyor.

Save the Children Türkiye, güvenli okul yaklaşımını İstanbul'da 10 okulda yürüttüğü Acil Durumlara Hazırlık ve Güvenli Okullar Projesi[4] kapsamında da uygulamaya taşıyor. Projede çocuklar, öğretmenler ve bakım verenlerle birlikte okul ortamındaki ihtiyaç ve riskler ele alınıyor; çocuk hakları, psikososyal iyi olma hali, kapsayıcı eğitim ve afetlere hazırlık konularında çalışmalar yürütülüyor.

Çocuk komiteleri aracılığıyla çocukların okullarındaki riskleri belirlemeleri, görüşlerini paylaşmaları ve daha güvenli ve destekleyici öğrenme ortamlarının oluşturulmasına katkı sunmaları destekleniyor. Örneğin proje kapsamında Sultanbeyli'de bir okulda çocukların, öğretmenlerin ve ebeveynlerin katılımıyla oluşturulan komiteye katılan *Arda (12), bu toplantılarda görüşlerinin dinlendiğini ve kendisini rahatça ifade edebildiğini paylaştı. Komitelerde çocuklar okul ortamında gördükleri fiziksel ve sosyal güvenlik ihtiyaçlarını da dile getirdi; belirlenen ihtiyaçlar okul yönetimi ve ilgili paydaşlarla koordinasyon içinde ele alınarak gerekli iyileştirmeler gerçekleştirildi. Çocukların öncelikleri arasında yer alan akran zorbalığı konusunda da talepleri doğrultusunda bir etkinlik gerçekleştirildi.

“Bir çocuğun okuldan uzaklaşması çoğu zaman tek bir nedenle açıklanamıyor”
Save the Children Türkiye Ülke Direktörü Berna Köroğlu, şunları söyledi: “Yeni eğitim yılı başlarken çocukların okul sıralarına dönebilmesini önemsiyoruz. Ancak okula dönüş, eğitim hakkının yalnızca ilk adımı. Çocukların okulla bağlarını koruyabilmesi, öğrenmeye devam edebilmesi ve ihtiyaç duyduğunda uygun desteğe erişebilmesi de aynı ölçüde önemli. Bunun için çocukların ihtiyaçlarının erken fark edildiği ve görüşlerinin dikkate alındığı destekleyici okul ortamlarına ihtiyaç var. Save the Children Türkiye olarak kamu kurumları, okullar, aileler, çocuklar ve sivil toplum arasındaki iş birliğine katkı sunmaya devam edeceğiz.”
 
Save the Children Türkiye Eğitim ve Psikososyal Destek Uzmanı Yeşim Hancı Kaya, araştırmaların bulgularına ilişkin, “Ekonomik zorluklar, ulaşım sorunları, öğrenme kayıpları, psikososyal güçlükler ve zorbalığa maruz kalma gibi etkenler zaman içinde bir araya gelerek çocukların eğitimden uzaklaşma riskini artırabiliyor. Bu nedenle risklerin erken fark edilmesi, çocukların ve ailelerin ihtiyaçlarının birlikte ele alınması ve eğitim, sosyal hizmetler ve çocuk koruma alanlarında destek sağlayan kurum ve kuruluşlar arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi kritik önem taşıyor. Güvenli bir okul ortamı oluştururken çocukların kendilerini etkileyen konularda görüşlerini ifade edebilmelerini sağlamak ve bu görüşleri dikkate almak da bu sürecin önemli bir parçası” dedi.

Erken destek, eğitimle bağın korunmasında önemli
İki araştırmanın ortak bulguları, çocukların eğitime devamını desteklemek için bütüncül yaklaşımların önemine işaret ediyor. Çocukların eğitimden uzaklaşmasına yol açabilecek risklerin erken fark edilmesi, çocukların ve ailelerin uygun hizmetlere yönlendirilmesi ve ulaşım ile okul giderleri nedeniyle güçlük yaşayan ailelerin mevcut desteklere erişiminin kolaylaştırılması önem taşıyor.

Öğrenme kayıpları ile psikososyal ihtiyaçların birlikte ele alınması, zorbalığa karşı bütüncül okul yaklaşımlarının geliştirilmesi ve çocukların okul yaşamına ilişkin kararlara katılımının desteklenmesi de Save the Children Türkiye'nin öncelikli alanları arasında yer alıyor.

Araştırmaların ortaya koyduğu ortak mesaj ise net: Okula kayıt, eğitime erişimin başlangıcı; düzenli katılım, öğrenme, güvenlik ve aidiyet ise eğitim hakkının hayata geçmesinin temel koşulları.

*Çocuğun adı, kimliğini korumak amacıyla değiştirilmiştir.