Yusuf Tekin Kimdir?
Okulları tarikat ve cemaatlere teslim eden Yusuf Tekin kimdir?
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından okullarda düzenlenen “Maarifin Kalbinde Ramazan” adlı ayrımcı etkinlikle yeniden gündeme gelen Eski Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.
Yusuf Tekin, geçmişte yaptığı açıklamalar ve uygulamalarla sık sık gündeme gelen bir Eski Milli eğitim Bakanı. Eğitim kurumlarını ve öğrencileri tarikat ve cemaatlerin eline teslim eden Yusuf Tekin’i gelin yakından tanıyalım.
Kendisinin Milli Görüş geleneğinden geldiğini söyleyen Tekin, 3 Ağustos 1970’te Erzurum’un Tortum ilçesinde dünyaya geldi. İlk ve ortaöğrenimini Rize’de tamamladı. 1994 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu.
Akademik kariyerine 1994’te Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak başladı. 1997 yılında Siyaset ve Sosyal Bilimler alanında yüksek lisansını, 2002’de ise doktorasını tamamladı. 2007 yılında Siyaset Bilimi alanında Doçent unvanı aldı.
TEZ HOCASI: MÜMTAZER TÜRKÖNE
Doktorasını 2002’de tamamlayan Tekin’in tez hocası 15 Temmuz sonrası tutuklanan ve eski bir Fethullahçı olan Mümtazer Türköne. 15 Temmuz öncesi akademik kariyerini hızla tamamlayan Yusuf Tekin, Cumhurbaşkanlığı sistemine geçiş sonrası Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nde profesör oldu. 15 Eylül 2018’de Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektörlüğü’ne atanan Tekin, Haziran 2023’te ise Milli Eğitim Bakanlığı görevine getirildi.
YUSUF TEKİN: TARİKAT VE CEMAATLERLE PROTOKOL YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ
Milli Eğitim Bakanlığı döneminde birçok tarikat ve cemaati sivil toplum örgütü olarak okullara sokan Yusuf Tekin, yaptığı “protokollerle” birçok eleştiriyle karşı karşıya kaldı. 2023 yılında, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı açıklamada “2023 yılı itibarıyla geçerli 2 bin 709 tane protokolümüz var. Bunların içerisinde sizin ‘tarikat, cemaat’ dediğiniz, bizim ‘STK’ dediğimiz yapılarla toplasanız 10 tane protokolümüz vardır. Onlarla protokol yapmaya da devam edeceğiz.” diyerek büyük tartışmalara yol açmıştı.
Bakan Yusuf Tekin’in STK’larla protokol imzaladık dediği dernekler arasında;
• Menzil cemaatinin örgütü TÜMSİAD
• Erenköy cemaatinin Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı
• Nur cemaatinin Hayrat Vakfı
• Işıkçılar cemaatinin İhlas Vakfı
• Ensar Vakfı
• Ülkü Ocakları
Gibi eğitim-öğretim hayatıyla ilgisi bulunmayan kuruluşlar bulunuyor.
Aralarında yasaklı tarikat ve cemaatlerin kurmuş olduğu bu sözde dernek ve vakıfların da bulunduğu bu protokol listesini Bakan Tekin sivil toplum örgütü olarak kamuoyuna sunuyor.
ÇEDES ADI ALTINDA ÖĞRENCİLERE “MANEVİ REHBERLİK”
Haziran 2023’te Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında imzalanan ÇEDES (Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum) projesi ile okullardaki öğrencilere; “manevi danışman” adıyla imam, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve Kuran kursu öğretmenleri atanmasına karar verildi. MEB tarafından öğrencilere “değerler eğitimi” vermesinin hedeflendiği iddia edilirken, başta eğitimciler, çocuk gelişim uzmanları ve öğrenci velileri olmak üzere farklı çevreler tarafından uygulama tepkiyle karşılandı.
Eğitimciler ve uzmanlar ortaokul ve lise çağındaki çocuklar için manevi rehberlik adı altında “din adamı” görevlendirilmesinin anayasanın laiklik ilkesine aykırı olduğunu belirtirken, Türkiye’nin tarafı olduğu uluslararası sözleşmelere de aykırı olduğu uyarısında bulundular. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye göre (ÇHS) çocuğun dinini veya inancını açıklamaya zorlanmamasının güvence altına alındığı ve bu sözleşmelerin son derece açık olduğu vurgulandı.
ZORUNLU DİN EĞİTİMİ, “SEÇMELİ DERSLER” VE “ŞEYTAN TAŞLAMA”
AKP iktidarıyla birlikte, laik ve bilimsel eğitime karşı resmen savaş açılmış durumda. Müfredata yönelik gerici müdahaleler artarken, zorunlu din dersinin yanı sıra “seçmeli ders” adı altında “Seçmeli Temel Dini Bilgiler” gibi dersler zorunlu olarak öğrencilere dayatılıyor.
Toplamda üç kategoriden oluşan seçmeli derslerden biri olan dini içerikli dersler, “Kuranı Kerim, Peygamberimizin Hayatı, Temel Dini Bilgiler, Görgü Kuralları ve Nezaket, Kültür ve Medeniyetimize Yön Verenler” başlığı altında toplandı. Öğrencilerin, kategorilerin her birinden en az bir ders seçmesi zorunlu kılındı. Böylelikle, öğrencilere seçmeli ders adı altında ayrıca din dersi daha dayatılıyor.
“Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi kapsamında uygulanan bu faaliyetler, fiilen dini uygulamaları zorlu hale getiriyor. Örneğin, Bitlis’in Hizan ilçesindeki bir okulda 7. sınıf öğrencilerine “hac ibadetini öğretmek” maksadıyla sınıfa Kâbe’yi temsilen bir maket konularak “şeytan taşlatıldığı” haberleri gündeme gelmişti.
Bu tür müfredat dışı uygulamalarla AKP, fiilen dini içerikli faaliyetleri öğrencilere dayatmaya devam ediyor. Son olarak tarikat maşlarının okullarda öğrencilere okutulması, ilahilerin teneffüs zilini olarak çalınması gibi birçok örnek sıralanabilir.
MEB’İN GÖREVİ ÖĞRENCİLERE “İBADET ÇETELESİ” TUTTURMAK DEĞİLDİR
Milli Eğitim Bakanı Tekin’in son olarak Ramazan ayına özel okullara gönderilen “Ramazan Genelgesi” ile gündeme gelmiş durumda. “Okullarda ramazan boyunca etkinlik” başlığında öğrencilere, “Oruç, namaz, sadaka, teravih” ve “Salavat-ı Şerife” ile “Kelime-i Tevhid” kutucuklarının yer aldığı, “Ramazan Çetelesi” dağıtıldı. Okul müdürlerine ise “Öğle aralarının ibadet saatlerine göre düzenlenmesi” talimatı verildiği öğrenildi.
Okullara gönderilen genelgenin anayasal dayanakları olduğunu iddia eden Yusuf Tekin, “Milli Eğitim Bakanlığı’nın anayasadan ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu başta olmak üzere ilgili mevzuatımızdan aldığı ana görevlerden bir tanesinin bu olduğunu referanslandırarak, gönüllülük üzerine bir Ramazan ayı etkinliği yapılmasını arzu ettik” açıklamasında bulundu.
Oysa yürütülen falliyetlerin gönüllülük esasına göre yapılmadığı, okullara gönderilen yazıların doğrudan talimat olarak uygulandığı biliyor.
YUSUF TEKİN ANAYASA’YI VE LAİKLİĞİ YENİDEN OKUMALI
Yapılan faaliyetlerin laiklik ilkesine aykırı olmadığını savunan Tekin’e göre, öğrencilere ilahiler okutmak, zorunlu din dersi aldırmak, tarikat ve cemaatlerin okullarda faaliyet yürütmesi gayet normal!
Yusuf Tekin hem kamu gücünü kötüye kullanarak eğitim-öğretim hayatına zarar vermekte hem de toplumsal sonuçları bakımından ayrımcı bir faaliyetlere imza atmaktadır.
Yusuf Tekin inkar etse de Anayasa’ya göre bu uygulamaların tamamının eğitim kurumlarında öğrencilere/yurttaşlara dayatılması tamamen kanunsuz.
Anayasanın 24. maddesinde “Din ve Vicdan Hürriyeti” başlığı altında “…Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. (…)” ifadesi yer almaktadır.
Yusuf Tekin’e Anayasayı ve laiklik ilkesini tekrar okumasını öneriyoruz.
Kaynak :Yurtsever