Arınma

Deniz Baykal ve Kemal Kılıçdaroğlu dönemlerinde CHP’nin “merkez sağdan isim transfer etmesi” Türkiye siyasetinde uzun süre tartışılan bir konu oldu. Bu transferlerin gerekçesi genellikle “CHP’yi merkez partiye dönüştürmek”, “sağ seçmenden oy almak” ve “ANAP–DYP tabanına açılmak” şeklinde savunuldu.

01:51:22 | 2026-08-01
Deniz Avşar Karaman
Deniz Avşar Karaman      denizkaraman@gmail.com

Baykal döneminde özellikle 1990’ların sonu ve 2000’lerde CHP’ye geçen bazı sağ kökenli isimler şunlardı: Mehmet Sevigen (merkez sağ ilişkileriyle bilinen isimlerden), Abdüllatif Şener (daha sonra CHP listelerinden milletvekili oldu) ve İlhan Kesici Baykal’ın sağcı aparatlarıydı.

Kılıçdaroğlu döneminde ise bu strateji daha görünür hale geldi. Özellikle 2010 sonrası CHP listelerinde eski AKP, ANAP, DYP ve merkez sağ gelenekten gelen isimler yer aldı: Bülent Kuşoğlu, Faik Öztrak, Mehmet Bekaroğlu, Abdullah Gül isminin 2018’de muhalefetin ortak adayı yapılması girişimi, Ekmelettin İhsanoğlu vakası, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu ile kurulan Millet İttifakı işbirliği 2010’daki CHP kurultayı sonrası basında doğrudan “merkez sağ transfer” başlıkları kullanıldı; ANAP ve DYP kökenli isimlerin Parti Meclisi’ne alınması tartışma yarattı.

Baykal’ın çizgisi daha çok “ulusalcı- merkez sağ açılımı” olarak görülürken, Kılıçdaroğlu döneminde bu strateji “geniş muhalefet koalisyonu” modeline dönüştü. Özellikle 2018–2023 arasında CHP’nin kendi logosu yerine DEVA, Gelecek ve Saadet Partili isimleri listelerinden Meclis’e taşıması parti içinde ciddi tartışma yarattı.

Bu isimler CHP’yi ideolojisiz omurgasız bir noktaya sürüklerken; yine aynı isimlerin aday gösterdiği belediye başkanlarının yolsuzlukları sonrası AKP’ye kapağı atması ayrı bir vaka olarak günyüzüne çıktı.

Deniz Baykal ve Kemal Kılıçdaroğlu dönemlerinde CHP içinde “merkez sağa açılım” ve “sağ kökenli yerel siyasetçileri adaylaştırma” stratejisi sık görüldü. Bunun sonucu olarak bazı siyasiler zaman içinde AKP’ye geçti ya da AKP’ye yakın pozisyon aldı. Bu isimlerin başlıcaları; Savcı Sayan, Hulki Cevizoğlu, Mehmet Ali Çelebi gibi isimlerdi.

Özellikle Deniz Baykal ve Kemal Kılıçdaroğlu  zamanında partiye katılan ve kamuoyunda sık sık tartışılan örneklerden bazıları ise şu isimler.

Özlem Çerçioğlu
Aydın’da uzun süre CHP’li başkan olarak görev yaptı. Yerel siyasette pragmatik ve merkez sağ seçmene yakın çizgide görüldü. 2025’te AKP’ye geçtiği haberleri geniş yankı uyandırdı. Aileden Menderesçi olduğunu gizlemedi. Eşinin Jant fabrikası Jantsa ile ilgili akçeli işleri dolayısıyla; AKP yargısı tarafından sıkıştırılınca soluğu AKP’de aldı. Baykal ve Kılıçdaroğlu'nun prenseslerindendi. 

Burcu Köksal
CHP içindeki ulusalcı–merkez sağ çizgiyle ilişkilendirildi. 2026’da AKP’ye geçişi çok tartışıldı. Onun da eşiyle ilgili rüşvet iddiaları AKP medyasında uzun süre işlendi. Baykal ve Kılıçdaroğlu'nun prenseslerindendi. 

Umut Yılmaz : CHP’den seçilip daha sonra AKP’ye geçen yerel yöneticiler arasında anıldı.

Mustafa Güzel : CHP listesinden seçilip sonrasında AKP’ye katılan isimlerden biri olarak gündeme geldi.

Muhittin Böcek : Belediye salonlarını solculara vermeyen ancak akçeli – yolsuzluk konularında tüm sağcılarla iş yapan bu belediye başkanı da CHP’ye iftira kervanına katıldı ve hapis cezası ev hapsine çevrildi. Baykal ve Kılıçdaroğlu'nun prenslerindendi. 

Özkan Yalım konusuna hiç değinmiyorum. Magazin medyasına da çarşaf çarşaf haberini herkes izledi.

Baykal döneminde; CHP’nin “sağla temas kuran” bir çizgisi vardı. Kılıçdaroğlu döneminde ise bu durum daha sistematik hale geldi; eski ANAP, DYP, AKP ve muhafazakâr çevrelerden isimler CHP listelerinde daha görünür oldu.

Kılıçdaroğlu’nun “geniş ittifak” siyaseti kapsamında muhafazakâr ve sağ kökenli isimlerle yakın çalışması, parti tabanında “CHP sağcılaşıyor” eleştirilerine yol açtı. Buna karşılık destekleyenler ise bunun seçim kazanmak için gerekli olduğunu savundu.

Sonra ise bu isimler aslına rüc-u etti ve hepsi birer birer AKP’nin yolunu tuttu. Bu aparatların ortak özelliği; Amerikancı ve sağcı olmaları. Bu tekli geçişler AKP ve Erdoğan’ın beklediği toparlanmayı sağlamadı. Oyları yüzde 30 bandına takılı kaldı. CHP ise yüzde 40’lara dayandı. Başka bir operasyon gerekiyordu. “Mutlak Butlan” kartı ile CHP’yi  kaosa sürüklemek ve en güçlü rakibini yargı yoluyla mücadele edemez hale getirmek. Burada yine AKP’den Hatay Belediye Başkanıyken Kılıçdaroğlu tarafından partiye monte edilen Lütfü Savaş’ı anmadan geçmeyelim. Butlan davası onun eseri. Yine bir sağcı ve yine bir ihanet.

Evet CHP’de bir arınma gerekiyor. Baykal ve Kılıçdaroğlu’nun “sağcı artıklarından” arınan bir CHP’nin iktidar yolu açılır.

Deniz Baykal ve  Kemal Kılıçdaroğlu bugüne kadar Erdoğan’a hizmetleri sadece partiye sağcıları doldurmak değil tabi.  Deniz Baykal, yasaklı Erdoğan’ın önünü açarak onun bu günlere gelmesinde önemli paya sahip. Devamcısı Kılıçdaroğlu da bir dizi taktik ile Erdoğan’ın İktidarını sürdürmesini sağladı. Şimdi kronolojik olarak bunlara bakalım.

- 2014 Türkçeyi doğru dürüst konuşamayan, adını sanını kimsenin bilmediği Ekmeleddin İhsanoğlu’nu CHP adayı diye Erdoğan’ın karşısına çıkarması.!

- 2015 Davutoğlu ile 35-40 gün sözde koalisyon görüşmesi yapıp, sonra “bize içeride koalisyon teklif edilmedi” demesi.!

- 2016 “anayasaya aykırı ama evet diyeceğiz” fiyaskosu.!

- 2017 mühürsüz pusula referandumu gecesi ortalıktan kaybolması, gıkını çıkarmaması.!

- 2018 “gel bakalım Muharrem” diyerek adayını itibarsızlaştırıp, örgütün İnce’nin arkasında durmaması, yalnız bırakılması.!

- 2018 tüm uyarılara rağmen sandıklardan ıslak imzalı tutanakların toplatamaması, toplatmaması.!

- 2023 Erdoğan mağdur olmasın diye adaylığına itiraz etmeyeceğiz gafleti.!

- 2023 Kazanamayacak aday olduğunu bile bile, adaylık da ısrar etmesi.!

kazanma olasılığı daha yüksek adayların önünü kesmesi.!

- 2023 AKPye geçeceği tahmin edilen siyasal islamcıları kendi partilileri yerine meclise sokması.!

 

- 2023 Seçimden önce “ben Kemal geliyorum” deyip, yenilgisinden sonra “ben Kemal gidiyorum” diyememesi.!

- 2024 partisindeki genç, yeni, dinamik yönetimin arkasında durmaması..!

Kılıçdaroğlu’nun kaybettiği seçimler yetmedi, birkaç seçim daha kaybetmesi, birkaç seçimi daha iktidara kazandırması gerekiyor. Nasıl olsa yaşı daha genç, 79. Aşağıda KK’nın kaybettiği seçimler var. Yine girsin yine kaybedecek, bunu herkes biliyor. Şimdi bu seçimlere bir gözatalım.

* 2009 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi

* 2010 Anayasa Referandumu (“Hayır” cephesi)

* 2011 Genel Seçimi

* 2014 Yerel Seçimleri

* 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimi (Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığı)

* 7 Haziran 2015 Genel Seçimi

* 1 Kasım 2015 Erken Genel Seçimi

* 2017 Anayasa Referandumu

* 2018 Genel Seçimi

* 2018 Cumhurbaşkanlığı Seçimi (Muharrem İnce’nin adaylığı)

* 2023 Cumhurbaşkanlığı Seçimi 1. tur

* 2023 Cumhurbaşkanlığı Seçimi 2. tur

* 2023 CHP Kurultayı (Özgür Özel’e karşı)

Evet kaybetmeye doymayan bir kişilik ile karşı karşıyayız. Şimdi kaybedeceği son savaşa giriyor. Bütün muhaliflere de kaybettirmek için geliyor.

Bu süreç 10 yıl önce “FETÖ darbesi” ile benzer özellikler taşıyor. ABD,  kullanışlı AKP iktidarının ömrünü uzatmak için; kendi aparatlarını sahaya sürmüş ve süreçten AKP on yıl daha iktidar ile ödüllendirilerek güçlenerek çıkmıştı. FETÖ ise kendini imha etmişti.

Şimdi de CHP’de yüzde 1 bile etkisi olmayan; Kılıçdaroğlu takımını öne sürüyor.  Bu takımda kendini imha edecek ancak AKP’ye bir on yıl daha cansuyu taşıyacak mı ? Göreceğiz.

Bu oyunu bir tek birleşik muhalefet kitlelerinin  direnci kırabilir. Bu direnç harekete geçmiş görünüyor. AKP yargısı ve CHP'nin içerisindeki aparatların desteğiyle alınan "mutlak butlan" kararı, karanlık bir döneme girdiğimizin işareti. Ancak "Karanlığın en yoğun olduğu dönem, şafağın en yakın olduğu dönemdir."

Tarih saraya sığınanları değil mücadele edenleri yazar.  Yüz yıl önce Ulu Önder Atatürk’ü yazdığı gibi.

***

Varan - 2 : Arınma Sönmez, Hacır ve Yarkadaş'tan Başlasın !!!

Bazıları "Arınma" sözcüğünü suçsuz insanlar için çok kolay kullanabiliyor. 25 Yıldır yayıncılık yapan birisi olarak söylüyorum: CHP'ye tek kuruş fatura kesmemişimdir. Firmamızn kasasında ne CHP'nin ne AKP'nin ne de herhangi bir partinin tek delikli kuruşu yoktur. Ancak "soldan beslenen" bazı "gazetecilerin" ahlak bekçiliği yaparken; gerçekte neler yaptıklarını anlatmakta gazeteciliğe dairdir.

 17:38:22 | 2026-06-02
 

 

Kartal Belediyesi'nin 2016 yılında dönemin Milletvekili Barış Yarkadaş'a ait Yarkadaş Yayıncılık'tan bir kitap seti aldığı karşılığında da 35 bin TL ödeme yapıldığı tespit edildi. 

Faturada Yarkadaş Yayıncılık adına görünen adresin, yine Yarkadaş'a ait olan internet sitesinin adresiyle aynı olduğu belirlendi. Yarkadaş 30 bin TL'lik kitap ücretine yüzde 18'lik KDV de ekleyerek tutarı 35 bin 400 TL'ye çıkardı.

Yarkadaş'ı adeta beslediği ortaya çıkan dönemin Kartal Belediye Başkanı Altınok Öz, halkın parasıyla Yarkadaş Yayıncılık'tan, Atatürk'ün manevi kızı Sabiha Gökçen'in manevi oğlu olan Eriş Ülger'in yazdığı "Atatürk'ün Cumhuriyeti" isimli 3 kitaplık setten tek seferde 100 adet satın aldı. Kitap CHP'ye yakınlığıyla bilinen gazeteci Gürkan Hacır'ın Genel Yayın Yönetmeni olduğu Asi Kitap isimli yayınevinden 2014 yılında çıktı.

***

Atakan Sönmez Cumhuriyeti Dolandırdı

TİP'te bir arkadaşa baktı çıktı

Atakan Sönmez çalıştığı Cumhuriyet Gazetesi'nde internet sitesi gelirlerini zimmetine geçirdi. Ardından kovuldu ve TGRT'de "paralı yorumcu" olarak göreve başladı. Aynı yıllarda olay patlayınca Türkiye İşçi Partisi üyeliği de sonlandırıldı.  Son olarak CHP Genel Merkezi Önünde iki araç skandalıyla gündeme geldi. 

***

Son olarak gazeteci kökenli  ve Kılıçdaroğlu destekçisi Maltepe Eski Belediye Başkanı Ali Kılıç'ın dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile dostluğuna vurgu yapmakta fayda var. Bu dostluk o kadar ilerledi ki; Süleyman Soylu'nun medya destekçileri internethaber sitesi sahipleri; Süleyman Özışık, Mehmet Özışık ve Hadi Özışık gibi sağ kesimden gelen gazetecileri belediye olanakları ile beslediğini biliyoruz. 

Evet Arınma gerekiyor. Bu arınmayı CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve ekibi fazla uzatmadan hayata geçirmeli. 

***

Varan 3 - Arınma Gürsel Tekin

Belediyelerde Encümen Başkanlığı, Başkan Yardımcılığı ve Başkan Vekilliği görevleri yapan kişiler imar, ruhsat, yapı kontrol ve planlama dosyalarıyla doğrudan ilgilenebilirler. Belediye encümeni de ruhsat ve yapı işlemlerinde karar alan organlardan biridir.

 15:06:41 | 2026-06-13
 

 

Nokta Dergisi olarak; Açık kaynaklardan elde ettiğimiz veriler ışığında Gürsel Tekin'in Kadıköy Belediyesi İmar Müdürlüğü'nde çalıştığına dair doğrulanmış bir bilgi yok. Ancak Belediye Başkan Yardımcısı, Encümen Başkanı ve Başkan Vekili olarak imar, ruhsat ve yapı denetimiyle ilgili belediye karar süreçlerinde etkili görevler yürüttüğünü biliyoruz.

1989'da Kadıköy Belediye Meclis Üyesi olarak siyasete başladı. 1994–1997 arasında Kadıköy Belediyesi Encümen Başkanlığı yaptı. 1997'de Belediye Başkan Vekili oldu; daha sonra yeniden bu görevi yürüttü.  İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi üyeliği ve CHP'de çeşitli yöneticilik görevlerinde bulundu. 1999 ve 2004 dönemlerinde Kadıköy Belediye Başkan Yardımcısı olarak görev aldı.

Bu tarz görevler şeffaf ve açık şekilde yürütülmediği zaman bir çok şaibeyi beraberinde getirir. Birkaç eski haberde Tekin'in belediye başkan yardımcısı sıfatıyla ruhsat işlemlerinde imza yetkisi kullandığı görülüyor. Özellikle 2011’de Kadıköy'de bir sinema ruhsatı nedeniyle hakkında dava açıldığı ve konunun Yargıtay'a taşındığı döneme ait haberler mevcut. Bu durum onun imar ve ruhsat süreçleriyle yakından ilgilendiğini gösteriyor.

Gürsel Tekin’in mal varlığı konusunda ise oldukça farklı dökümler mevcut. Ancak Tekin devlete “mal beyanı”  yapmadığı için açık kaynaklarda bir çok spekülasyon hayata geçiyor. Bazı yayınlarda Tekin'in yüzlerce daire, villa, akaryakıt istasyonu ve şirket sahibi olduğu ileri sürülüyor. Örneğin; 286 daire, 9 villa, 7 benzin istasyonu ve 11 şirket gibi rakamların zaman zaman dolaşıma girdiğini görüyoruz. Eğer bunlar doğru ise gerçekten “arınma” gerekebilir. Ancak Gürsel Tekin bu iddiaları reddediyor. 2024 yılında yaptığı açıklamada;  2 daire,   Balıkesir Edremit'te yaklaşık 290 m² arsa,  Skoda ve Mini Cooper marka 2 araç, ve eşine ait bir dairesi olduğunu söylüyor. 

Burada dikkat edilmesi gereken ise 2021 yılında 16 yıllık eşi Nihal Tekin ile anlaşmalı boşanan Gürsel Tekin’in eşine bu anlaşma karşılığında ne kadar nafaka ödediği ve ne kadar mal bıraktığıdır. Bu konuda açık kaynaklarda herhangi bir bilgi bulunmuyor. Ancak 2024 yılında açıklanan mal varlığına yakın bir meblağ olduğunu tahmin ediyoruz.

Gürsel Tekin ile ilgili; açık kaynaklardan aldığımız,  "imar cezası" ise şu şekilde; Suadiye'deki Movieplex Sinemaları'nın yeraldığı binada, ruhsata aykırı yapılaşma bulunduğu tespit ediliyor.  Kadıköy Belediyesi Encümeni bina hakkında yıkım ve para cezası kararı alıyor. Buna rağmen Gürsel Tekin'in, Kadıköy Belediye Başkan Yardımcısı olduğu dönemde 26 Mayıs 2006 tarihinde işyeri açma ve çalışma ruhsatı verdiği anlaşılıyor.  Tekin’e Görevi kötüye kullanma ve  Resmî evrakta sahtecilik (veya resmî belgeyi sahte düzenleme) davası açılıyor.

Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2009 yılında Gürsel Tekin'i mahkûm ediyor.  2 yıl 6 ay hapis cezası veriyor.  Mahkeme kararında, encümen yetkisinin devre dışı bırakıldığı ve ruhsat işleminin usule aykırı olduğu görüşü benimseniyor.

Dava yargıtaya gidiyor. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 27 Haziran 2013 tarihli kararıyla yerel mahkûmiyet hükmünü bozduğunu, ayrıca Tekin'in milletvekili seçilmiş olması nedeniyle yasama dokunulmazlığı hususunun da dikkate alındığı belirtiyor.

(Burada bir anektod düşelim, Siyasette hiçbir olay tesadüf değildir. Tüm olaylar birbiriyle bağlantılıdır.…  FETÖ Kaset Kumpasıyla Deniz Baykal’ın CHP Genel Başkanlığı’ndan uzaklaştırılması ardından 22 Mayıs 2010 tarihinde yapılan kurultayda, Kemal Kılıçdaroğlu 1.249 delegeden 1.200'ünün imzasını alarak ve tek aday olarak girdiği kurultayda geçerli 1.189 oyun tamamını alarak CHP'nin 7. genel başkanı oldu. 2011 Genel seçimlerinde;  İstanbul 1. Bölge 1. Sıra Milletvekili adayı olarak Gürsel Tekin’i gösterdi. Tabi ki seçildi. )

Yargıtay karar alırken milletvekili olmasını da dikkate alarak yerel mahkemenin verdiği kararı bozdu.

Hukuki açıdan önemli nokta !!!

Basında zaman zaman "Yargıtay beraat ettirdi" şeklinde özetler yer alsa da, ulaşılabilen bilgiler Yargıtay'ın doğrudan esastan beraat hükmü vermesinden ziyade, yerel mahkeme kararını bozduğunu ve yargılamanın bu haliyle sürdürülemeyeceğini değerlendirdiğini gösteriyor. Ayrıca Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı görüşünde delil yetersizliği ve iddianame-hüküm uyumsuzluğu da vurgulanmıştı.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 27 Haziran 2013 tarihli kararı esastan berat değil bir bozma ve milletvekili dokunulmazlığı olduğu için yargılanamayacağı kararıdır.

Sanık müdafiinin ve Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazlarının yerinde görüldüğü, Gürsel Tekin'in 2011 seçimlerinde milletvekili seçildiği, Milletvekili dokunulmazlığı hükümlerinin dikkate alınması gerektiği, Yargılamanın durdurulması gerektiği  belirtildi.

Evet Arınma gerekiyor. Gürsel Tekin gibi tekin olmayan tiplerden arınmak şart.

***

Varan 4 Arınma : “Öztrak Hanedanlığı”

Faik Öztrak’ın dedesi; Mustafa Faik Öztrak ile başlayan, babası Orhan Öztrak ile devam eden ve Faik Öztrak ile zirveye ulaşan üç kuşak milletvekilliği hanedanlığının CHP’yi nasıl ele geçirdiğini, ABD ve darbecilerle aralarının nasıl iyi olduğunu anlatalım.

 00:52:04 | 2026-06-17
 

 

Dede Faik Öztrak, 8 dönem (30 Yıl) vekillik yaptı. Ulu Önder  Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile zaman zaman farklı fikirleri savundu. Devrimlerin fazla hızlı yapıldığını düşünüyordu. Atatürk döneminde  sadece milletvekili olarak görev yaptı. Merkezi yönetimde kendine çok fazla yer bulamadı. Atatürk’ün ölümünden sonra; Türkiye siyaseti yavaş yavaş ABD etkisi altına girmeye başladığında; Refik Saydam hükümetinde İçişleri Bakanı oldu. Dönem artık onların dönemiydi. ABD kendi yöneticilerini ve bürokratlarını oluşturmak için dünyanın bir çok bölgesinde ve ülkesinde faaliyetlerini hızlandırmıştı. Bu siyasete Türkiye’de en uygun ailelerden birisi de Öztrak ailesiydi. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün en temel ilkelerinden olan; “Batı ile çatışarak aydınlanma ve çağdaşlaşma prensibini” hiç benimsemediler. ABD’nin uysal çocuğu oldular.

Mustafa Faik Öztrak’ın 5 çocuğu vardı. Biri Orhan’dı.  Orhan Öztrak iki dönem vekillik yaptı. Uzun süre vekil olmama sebebi Ecevit’e muhalefet etmesindendi. Mustafa Bülent Ecevit 1970’lerde; Kıbrıs, afyon meselesi ve “toprak işleyenin su kullananın” söylemiyle bu aileye göre solda duruyordu. Anti Emperyalistti ve ABD’nin çıkarlarını zedeleyen bir noktadaydı. Ecevit’e karşı kurulan Cumhuriyetçi Güven Partisi’nde yer aldı ve milletvekillliği yaptı. “Tam bağımsız Türkiye şiarıyla harekete geçen gençlerin önderlerinin - Deniz Gezmiş'lerin-  idamına o parti için “evet”  oyu verdi. Öztrak ailesi; ABD’li efendilerini bir kez daha memnun etmişti. Orhan Öztrak’ın en büyük zenginleşmesi Gümrük ve Tekel Bakanı’yken oldu.

Ardından bir dönem Demirel hükümetinde İçişleri Bakanlığı yaptı. Babası solcu değil her zaman sağcıydı. Ecevit’e terörist derdi. Çocuklarından biri Adnan Öztrak, TRT’nin ilk Genel Müdürü oldu. Atatürk’ün emriyle Sovyet yönetmenlere hazırlatılan “Türkiye’nin Kalbi Ankara” belgeseli yayınlanırken fazla komünist bulup yayını durdurttu ve yayınlatan herkesi işten attı. Darbecilerin en sevdiği, Dede Mustafa Faik Öztrak’ın diğer oğlu İlhan Öztraktı.

O da babası ve kardeşi gibi bakanlık yapmıştı. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’ni vekaleten yönettiği 1980 darbesi öncesinden hemen sonra Kenan Evren talimatıyla Cumhurbaşkanlığı adına çalışmaya devam etti. Eveeettt dede bitti, baba bitti, amcalar da bitti.

Gelgelelim ANAP döneminin memuru, benim memurum işini bilir Turgut Özal’ın prensi Butlan Kemal’in (Kemal Kılıçdaroğlu) arkadaşı, devleti yiyerek zenginleşen  Öztrak ailesinin sonuncusuna.

 Faik Öztrak Son Prens

Okulu bittikten kısa süre sonra hemen devlette işe başlıyor. Öztrak ailesi için devlette işe girmek zor değil. Bizim gibi sıradan insanlar değil onlar. Koskoca Öztrak hanedanlığının prensi devlette işe girerken zorluk çekmeyecek tabi.

Kısa sürede DPT Daire Başkanı, Genel Müdür, Müşteşar Yardımcısı oluveriyor. BDDK’nın battığı zamanlarda -2000’de- BDDK Başkan Yardımcısı oluyor. 2001 krizinden sonra hiç iyi namı olmayan Kemal Derviş’in isteğiyle Hazine Müsteşarı oluyor.  Bir kez daha burada ABD karşımıza çıkıyor. ABD’nin ‘ekonomimizi toparlamak için’ görevlendirdiği; Derviş’in yanına “çırak verliyor”… Görevini okadar iyi yapıyor ki bu görevi Erdoğan başbakanken dahi sürdürüyor.

2007’de   ailenin diğer üyeleri gibi solcu ve Kemalistlerin oyuyla vekil seçiliyor. Evet CHP’nin 4-5 il alabildiği 2007 seçiminde… Kılıçdaroğlu genel başkan olunca en sadık eri Faik Öztrak oluyor. Genel Sayman da yapıyor, Genel Başkan Yardımcısı da, Parti Sözcüsü de CHP’de her şey oluyor ama CHP’li olmuyor. Tam 20 senedir milletvekili.

İşte koltuğu kaybetmemek için onurlu partilileri hırsızlıkla suçluyor. Süleyman Demirel’in Gümrük Bakanı’nın oğlu.

Evet arınma gerekiyor. CHP’nin milletvekili ve bakanlık koltuklarını 100 yıldır işgal eden “Öztrak Hanedanlığından” arınmadan iktidar olmanın imkanı yok.

***

Butlancılardan Arınma - Varan 5: Berhan Şimşek Kadına Şiddet

Butlancı Berhan Şimşek hakkında kadına şiddet nedeniyle uzaklaştırma kararı 'Mutlak butlan' kararıyla CHP’nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Genel Başkan Yardımcısı" olarak görevlendirdiği Berhan Şimşek hakkında birlikte yaşadığı Özlem Şanver'e yönelik psikolojik ve fiziksel şiddet uyguladığı gerekçesiyle uzaklaştırma kararı verildiği ortaya çıktı.

 16:58:42 | 2026-07-20
 

 

 

 

 

Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Genel Başkan Yardımcısı" olarak görevlendirdiği Berhan Şimşek hakkında birlikte yaşadığı Özlem Şanver’i psikolojik ve fiziksel şiddete maruz bıraktığı gerekçesiyle uzaklaştırma kararı verildiği, kararın geçen 29 Haziran’da 2 ay uzatıldığı ortaya çıktı.

Birgün'de yer alan habere göre, aynı dosyada zorlama hapsi talebinin reddine ilişkin karar da üst mahkeme tarafından kaldırılarak yeniden değerlendirilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderildi.

Özlem Şanver, Nisan 2026'da fiziksel ve psikolojik şiddete maruz bırakıldığını belirterek 6284 Sayılı Kanun kapsamında koruma talebinde bulundu. Başvuru üzerine İstanbul Anadolu 1. Aile Mahkemesi tarafından Berhan Şimşek hakkında 2 ay süreyle uzaklaştırma ve koruma tedbirleri uygulanmasına karar verildi. Mahkeme, 29 Haziran tarihli ek kararıyla tedbirlerin iki ay daha devamına hükmetti.

MAHKEME: ŞİDDETE UĞRAMA TEHLİKESİ SÜRÜYOR

İstanbul Anadolu 1. Aile Mahkemesi, tedbir kararının uzatılmasına ilişkin gerekçesinde başvurucunun beyanlarını, dosya kapsamını ve UYAP kayıtlarını değerlendirdi.

Mahkeme, Özlem Şanver'in “şiddete uğrama tehlikesinin devam ettiği” kanaatine vararak koruma tedbirlerinin iki ay daha sürdürülmesine karar verdi.

“SİLAHLARI VARSA KOLLUĞA TESLİM ETSİN”

Karara göre Berhan Şimşek, iki ay boyunca Özlem Şanver'e yönelik şiddet tehdidi, hakaret ve aşağılayıcı söz ya da davranışlarda bulunamayacak. Şimşek'in ayrıca Şanver'in konutuna, iş yerine ve okuluna yaklaşmaması, iletişim araçlarıyla rahatsız etmemesi ve bulundurmasına izin verilen silahları kolluğa teslim etmesi kararlaştırıldı.

Mahkeme, tedbir kararlarının ihlal edilmesi halinde zorlama hapsi uygulanabileceği uyarısında da bulundu.

ÜST MAHKEMEDEN ŞİMŞEK ALEYHİNE BOZMA

Dosyadaki bir diğer gelişme ise zorlama hapsi talebine ilişkin yaşandı. Özlem Şanver’in, tedbir kararlarının ihlal edildiği gerekçesiyle yaptığı zorlama hapsi başvurusu ilk derece mahkemesi tarafından reddedildi.

İtiraz üzerine dosyayı inceleyen İstanbul Anadolu 2. Aile Mahkemesi ise bu kararı kaldırdı. Üst mahkeme, ilk derece mahkemesinin mağdurun dosyaya sunduğu ifade tutanakları ile diğer delilleri yeterince değerlendirmediğine işaret ederek dosyanın yeniden incelenmesine karar verdi.

Böylece zorlama hapsi talebi hakkında yeniden karar verilmek üzere dosya İstanbul Anadolu 1. Aile Mahkemesi'ne gönderildi. Berhan Şimşek, İstinafın “mutlak butlan” kararıyla CHP’nin başına getirilen ve “arınma” söylemini ortaya atan Kemal Kılıçdaroğlu’nun “genel başkan yardımcısı” olarak görevlendirilmişti.

 ***

Butlancılardan Arınma - Varan 6 : Kılıçdaroğlu'nun Ofisi

CHP'ye Butlan ataması Kemal Kılıçdaroğlu'nun Ankara'daki ofis, araç ve koruma giderlerinin bir iş insanı tarafından karşılandığı ve bu iş insanının aynı zamanda Kılıçdaroğlu'nun yeğeni olduğu kamuoyuna yansıdı.

 17:09:55 | 2026-07-20
 

 

Giderleri Karşılayan Akraba: Kılıçdaroğlu'nun kullanımındaki çalışma ofisinin kirası ile araç ve koruma gibi masraflarının, iş insanı olan yeğeni tarafından karşılandığı ortaya çıktı. Söz konusu iş insanı Nafer Çapar'ın, Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanlığı döneminde parti organizasyonlarıyla ilgili ihaleleri aldığı ve partiyle bu şekilde akçeli işlere girdiği biliniyor. 

Özetle CHP'de "arınma" sözcüğünü çok sık kullanan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi; parti ihalelerini akrabalarına vermiş ve sonrasında kendi bireysel masraflarını finanse ettirmiş. Evet Kılıçdaroğlu ekibinden CHP'nin ve muhalefetin  arınması gerekiyor. 

World Media Group (WMG) Haber Servisi




ETİKET :   butlandan-arinma-

Tümü
G-E326TP51F5