
Çocuğum Neden Odaklanamıyor?
Birçok aile, yaşanan odaklanma güçlüklerinin veya hareketliliğin yanlış ebeveyn tutumlarından ya da disiplin eksikliğinden kaynaklandığını sanarak büyük bir yanılgıya düşüyor. Oysa bu durum, sonradan kazanılan bir davranış bozukluğu değil; beynin dikkat, planlama ve dürtü kontrolünden sorumlu bölgelerindeki işlevsel farklılıklardan doğan nörogelişimsel bir süreçtir.
Sürecin temelinde büyük oranda genetik faktörler yatıyor. Özellikle beyindeki dopamin gibi kimyasal habercilerin işleyişindeki farklılıklar, bireyin konsantrasyonunu ve dürtülerini kontrol etmesini biyolojik olarak zorlaştırır. Genetiğin yanı sıra; gebelik dönemindeki dış faktörler (sigara, alkol maruziyeti), erken doğum veya düşük doğum ağırlığı gibi çevresel etkenler de biyolojik risk tablosunu şekillendirebiliyor.
Ancak aile içindeki tutumlar, var olan belirtilerin şiddetini ya da çocuğun bu zorluklarla başa çıkma becerisini doğrudan etkileyebiliyor.
DEHB’ Li Olmak, Yaramaz Demek Değildir
Sorumluluklarını yerine getirme konusunda zorluk yaşayan çocuklar aynı zamanda aşırı hareketlilik sergileyebiliyorlar. Genelde de bunun sonucunda ailesi, öğretmenleri ve diğer yakın çevresi tarafından direkt olarak ‘’yaramaz çocuk’’ kalıbına sokuluyor. Oysa bu durum sanılanın aksine sadece "yerinde duramamak" ile sınırlı değildir; aksine her çocukta farklı maskelerle, bambaşka şekillerde karşımıza çıkabiliyor. Kimi çocuk zihnini bir noktada toplamakta güçlük çekerken, kimi içindeki durdurulamaz enerjiyi yönetmeye çalışır.
Aşırı hareketlilik yaşayanlar için durum sanki içlerinde hiç durmayan bir motor varmış gibi olabiliyor. Bu bireyler en uygunsuz anlarda bile durmaksızın hareket etme ihtiyacı duyabiliyorlar. Buna bir de dürtüsellik eklendiğinde; sırasını beklemekte zorlanma, sorular daha bitmeden cevabı yapıştırma veya sonuçlarını tartmadan hızlıca harekete geçme gibi davranışlar gözlemlenir. Tüm bunlar birer yaramazlık göstergesi değil, beynin bilgiyi ve enerjiyi işleme biçimindeki bu özel farklılığın dışa vurumudur.
Zeka Okul Başarısıyla Mı Ölçülür?
Düşük notlar veya sınıftaki dalgınlıklar, bir çocuğun zekası hakkında asla belirleyici bir kriter değil. En büyük yanılgılardan biri, bu zorlukları yaşayan çocukların kapasitelerinin düşük olduğunu sanmak. Oysa bu özel nörolojik yapıya sahip bireyler arasında deha düzeyinde IQ’ya sahip sayısız örnek bulunuyor. Bu çocuklar aslında yaramaz değil, belki de birer dahi; çünkü dünyayı görme ve düşünme biçimleri standart kalıpların dışına taşıyor.
Onlar aslında çok hızlı düşünüyor, yüksek yaratıcılık sergiliyor ve ilgi duydukları bir konuya karşı "hiper-odaklanma" dediğimiz bir derinlikle bağlanıyorlar. Okuldaki akademik güçlüklerin nedeni konuyu anlamamaları değil; beynin bilgiyi organize etme ve uzun süre aynı noktada sabit kalma konusundaki farklı işleyişi.
Tarihteki pek çok başarı hikayesinin arkasında da bu farklı düşünme biçimi yatıyor. Örneğin efsanevi yüzücü Michael Phelps, çocukken "asla hiçbir şeye odaklanamaz" denilen biriyken, içindeki o devasa enerjiyi spora yönlendirerek dünyanın en çok madalya kazanan sporcusu haline geliyor.
Beyin Kendi Kendini Nasıl Eğitiyor?
Bu süreci yönetirken sadece anlayış ve sabır bazen olmayabiliyor. Bazen beynin bu farklı işleyişini destekleyecek bilimsel yöntemlere de ihtiyaç duyuyoruz. İşte tam bu noktada Avrupa’da son dönemde sıkça kullanılan nörogeribildirim (neurofeedback) teknolojisi devreye giriyor. Bu yöntem, aslında beynin kendi çalışma disiplinini öğrenmesine yardımcı olan bir tür "beyin egzersizi" gibi çalışıyor.
Çocuk, beyin dalgalarını izleyen sensörler eşliğinde bir bilgisayar oyunu oynuyor veya bir video izliyor. Beyin, odaklandığı anda oyun ilerliyor veya görüntü netleşiyor; odak dağıldığında ise duraksıyor. Bu sayede beyin, dikkatini nasıl toplayacağını ve bu hali nasıl sürdüreceğini adeta bir kasını geliştirir gibi deneyimleyerek öğreniyor. Doğru yöntemlerle desteklenen her çocuk, içindeki o eşsiz potansiyeli dünyaya gösterme şansını yakalayabiliyor.
World Media Group (WMG) Haber Servisi
Emlak Mimari İnşaat
Emlak Mimari İnşaat
Emlak Mimari İnşaat